Gitmek mi zor kalmak mı zor?
Fatma İnan

Fatma İnan

fatmaainn@gmail.com

Gitmek mi zor kalmak mı zor?

26 Nisan 2019 - 06:12

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla mikrofon uzatılan ve gelecek hayali sorulan öğrencilerinden biri, hayalinin Almanya’nın Köln Üniversitesi’nde tıp okumak olduğunu belirttikten sonra ekledi “Ondan sonra da belki Alman vatandaşı olurum.”
Öğrencinin yabancı bir ülkede okuyup, oranın vatandaşı olma hayali çeşitli tartışmaları da beraberinde getirdi. Özellikle sosyal medyada gündem oldu. AKP İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu konuyla ilgili twittermesajında “Dünya’ya ümitle bakan bir evladımız hayallerini gerçekleştirmek için Almanya’da okuyup Almanya vatandaşı olmak istiyorsa, başta siyasiler silkelenip derin derin düşünmek zorundayız. İlkelerde Türkiye ittifakı ile bu gençleri Türkiye’ye inandırmak temel önceliğimiz olmalıdır” dedi.
Türkiye’de son yıllarda giderek artan ‘beyin göçü’ artık küçük çocukların dahi gelecek planlarının arasında yerini almaya başladıysa, hakikaten de üzerinde düşünülmesi ve çözüm üretilmesi gereken bir konuyla karşı karşıyayız demektir. Öğrencinin Almanya vatandaşı olma isteği üzerine tartışmalar sürerken, sıcağı sıcağına ilgi çekici bir dosya haber yayınlandı IndependentTürkçe’de. Bengü Babaeker Şap imzasıyla yayınlanan inceleme, ilgi çekici veriler içeriyor. Gelin bunlara hep birlikte bakalım.
Gelecek kaygısı hakim
TÜİK verilerine göre 2017’de 113 bin 326 kişi Türkiye’yi terk etti. Yurt dışına gidenlerin sayısı sadece bir yılda %63 arttı. Türkiye’yi terk eden her beş kişiden ikisi 20-34 yaş aralığında. Gidenler arasında kadınların oranı %37'den %42'ye çıktı. Ve yine veriler gösteriyor ki, gidenlerin büyük bölümü eğitimli-kentli kesim.
Son verilere göre 24 bini Almanya’da, 15 bini ABD’de olmak üzere 50 binden fazla Türk genci yurtdışında lisans ya da yüksek lisans eğitimi alıyor. Her yıl daha fazla sayıda aile, üniversite eğitimi için çocuğunu yurt dışına gönderiyor ve her yıl gidenlerin daha büyük bölümü “Türkiye’ye dönmeyeceğim” diyor.
Haberde, yurtdışında yüksek lisans yapan öğrenciler, onların aileleri, halen Türkiye’deki okullarda öğrenim görenler ve aileleri, yurtdışı eğitim danışmanlığı şirketlerinin üst düzey yetkilileri ile görüşülmüş. Üzerinde durdukları konular hep aynı. Bunlar, Türkiye’de eğitim kalitesinin giderek düşmesi, çok sık yinelenen eğitimde sistem değişiklikleri, iş olanaklarının azalması ve geleceğe dair belirsizlik olarak sıralanıyor.
Yine aynı haberden öğreniyoruz ki Türkiye, yurt dışına en fazla öğrenci gönderen 11. ülke.  Giden her “beyin” ardında bıraktığı ülkenin daha da fakirleşmesi demek.Çünkü dünyada beyin göçü veren ülkeler ve beyin göçü alan ülkeler var. Beyin göçü veren ülkelerde öne çıkanlar Hindistan, Çin ve Türkiye… Alanlar ise ABD, Almanya, İngiltere vs. Beyin göçü alan ülkeler daha hızlı gelişiyor, daha hızlı kalkınıyor. Beyin göçü veren ülkelerde yoksullaşma hızlanıyor. Diğer bir deyişle “entelektüel çölleşme” o ülkeyi yokluğa, yoksulluğa itiyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 10 Eylül 2017’deki bir konuşmasında beyin göçüne vurgu yapmasının ardından bunu tersine çevirmek için bir proje hazırlandı ve dönecekler için farklı teşvikler sağlandı. Projenin sonuçlarına ilişkin bir veri yok. CHP de konunun araştırılması için bir rapor hazırlamış ve bu konuda bir meclis komisyonu kurulmasını istemiş ancak önerisi reddedilmişti.
Genç beyinlerin kendi ülkeleri yerine yurtdışında öğrenim görmeleri ve orada yaşamayı tercih etmeleri, ivedilikle üzerinde durulması ve çözüm üretilmesi gereken bir konu olarak önümüzde duruyor.

 
 
 
 
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum