Reklam
Emin Varol

Emin Varol

emnvarol@hotmail.com

Zor günlerden geçiyoruz

21 Aralık 2020 - 07:31

Önceki yazımda "Hepimiz için su krizi kapıda" demiştim.
Yaşamın ana kaynağı, "Olmazsa olmaz"ı su.

Ülkemiz ve evren kuraklığa doğru gidiyor. Ülke ve Dünya olarak yaşadığımız, hem vaka, hem de vefat sayılarındaki artış sonucu çok zor günler geçirdiğimiz Koronavirüs (Kovid-19) salgınından ve depremlerden sonra bizi bekleyen en büyük tehlike kuraklık ve bunun yaratacağı sonuçlar olacak.

Kontrolsüz ve bilinçsiz sulama ve yanlış ürün deseni seçimi gibi nedenlerle kullanımdaki gereksiz artışlar sonucu mevcut yeraltı ve yerüstü su rezervlerimizde çok büyük kayıplarla karşı karşıyayız.

Yanlış ürün deseni dedim. Bunun nedeni ni şöyle açıklamam mümkün: Hayvansal üretimde geniş bir üretim ve tüketim alanına sahip olan silajlık mısırda tek bir mısır bitkisi, büyümek için 84 litre su tüketimine ihtiyaç duyuyor. Bu, bilimsel bir veri. O nedenledir ki, mısır silajı yerine daha az su tüketimine gereksinim duyan bitki türlerine ağırlık verilmesi, bir litre büyükbaş hayvan sütünün elde edilmesi için 800 litre su tüketilmesinin gerektiği gerçeğini göz önüne alarak küçükbaş hayvancılığın teşvik edilmesinin bir zorunluluk olduğunun altını çiziyoruz.

Ülkemizde, yüzde 12'sini sanayide, yüzde 10'unu evsel alanda kullandığımız suyun, yüzde 78'ini tarımsal üretimde tüketiyoruz.

Tarımda, suyu daha az tüketen, suya daha az ihtiyaç duyan bir tarım planlaması yapmak, üzerinde yaşadığımız bereketli toprakları yanlış sulama yöntemleriyle tuzlulaştırmamak, çölleştirmemek zorundayız.
Önceki hafta yağan yağmurlar bizi bir parça rahatlatsa da, su kullanımında tasarruf, özellikle İzmir'deki ve ülke geneli barajlarımızdaki su oranlarının kritik düzeylere geldiği bu aşamadan sonra tarımsal üretimde acil önlemleri hızla yaşama geçirmek, üretim planlaması yaparken havza bazlı ürün desenlerini dikkate almak gibi bir mecburiyetimiz var.

Türkiye ve Dünya olarak çok zorlu günlerden geçiyoruz. Yaşamakta olduğumuz bu iklim krizi ve bunun sonucu oluşan kuraklık deneyimi, sürdürülebilir tarımın, çevreci üretimin, Birleşmiş Milletler'in (BM) ortaya koyduğu, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin hemen hepsine önemli katkı sağlayan tarım-gıda sistemi olmanın yanısıra bir yaşam biçimi olan organik tarımın yaşamsal önemini, sürdürülebilir tarım yapabilmek adına yapıcı her fikre dört elle sarılmamızın gerekliliğini, biyoçeşitliliği korumak için doğayı çok verimli kullanmamızın zorunluluğunu bir kez daha anımsattı.

Bu sürecin bize hatırlattığı ve anlatmış olduğuna inanmak istediğimiz bir başka şey de en verimli tarım arazilerimizi betona boğmayarak bir daha geri dönülmemek üzere tamamen kaybetmememiz gerektiği gerçeği. Tabii ki, toplum ve ülke olarak "Anladıysak !". Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az misali.

İklim değişikliği sonucu bahar ve yaz ayları yağışlarının azalması, yağışların düzensizleşmesi gibi nedenler bizim artık suya erişimimizi güçleştiriyor. O nedenledir ki, yakın bir gelecekte, başta büyük kentlerimiz ve tarımsal üretim alanlarımız olmak üzere su krizinin çok ciddi boyutlara ulaşacağını öngörmek bir kehanet olmasa gerek.

Evren ve ülke olarak çevre kirliliği, çevresel bozulma, yakarak-yıkarak, yok ederek yeşil alanlarımızı azalttığımız, en verimli tarım alanlarımızı betonlaştırarak, büyük kentlerimizde diktiğimiz devasa gökdelenlerle dikey mimariye ağırlık vererek rüzgarların yönünü değiştirdiğimiz ve sonuçta bir iklim krizi yaşadığımız doğru.
Ancak, geldiğimiz noktanın ana nedenlerinden birisi bu olmakla birlikte yağmur yağmadığı için değil, suyu hoyratça kullandığımız ve doğru havzalarda doğru ürünler yetiştirmediğimiz için bu sonuçla karşı karşıya kaldık.

O nedenledir ki bizden sonraki kuşaklara, kaynaklarından yeterince yararlanabileceği bir Dünya bırakabilmek adına, tarımsal üretimde, sağladığı yararlarla, giderek artan bir öneme sahip olacağı açık olan, çevre ve sağlık koşullarına özen gösteren, tüketiciye güvenli gıda ürünleri sunan organik tarım tercih edilmelidir.
Bu gezegenin ne sahibiyiz, ne de efendisi. Biz de tüm canlı ve cansız varlıklar gibi bu ekosistemin bir parçasıyız ve ona saygılı davranmak ve buna uygun yaşamak durumundayız.
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test