Reklam
Reklam
Reklam
Emin Varol

Emin Varol

[email protected]

Zaman, tedbir alma zamanı

02 Kasım 2020 - 07:35

Yaşadığımız yüzyılda evrende  büyük bir hızla  artan çevre kirliliği sorunları, bunun doğal yansıması olarak tükenebilir doğal kaynaklardan toprak, su, hava sistemlerindeki dengenin, gelecek nesilleri de etkileyecek düzeyde bozulması ve bunun insan sağlığı boyutu endişe verici.
Doğada herşey birbirine bağlı. Çevre kirliliği, atmosfere saldığımız sera gazlarının olağanüstü artışı sonucu oluşan küresel ısınma ve yaşadığımız iklim krizi evrende yaşayan bizleri her geçen gün türlü sorunlarla başbaşa bırakıyor.

Yapılan bilimsel araştırmalar bize gösteriyor ki, iklim değişikliği ve küresel ısınmaya bağlı olarak deniz seviyesinin yükselmesi durumunda, Dünya'da 2 milyar, ülkemizde ise kıyı kentlerimizde yaşayan 30 milyon insan yüksek risk grubunda.

Küresel ısınmanın boyutu öyle bir noktaya geldi ki, Nature dergisinde geçtiğimiz ağustos  ayında yayımlanan bir çalışmanın Antarktika buzullarının eriyen su tehdidiyle karşı karşıya olduğunu, eriyen suyun, Antarktika'nın buzullarını engelleyen buz duvarının altını oyabileceğine işaret ediyor.

Bu buz tabakaları, Antarktika kıyı şeridinin yaklaşık yüzde 75'ini çevreliyor, "Hidro Kırılma"nın  buz tabakalarında etkili olmasının, Antarktika'nın ABD ve Meksika'nın toplam büyüklüğündeki buz tabakalarının, okyanusa daha doğrudan yol bulmasına neden olacağından endişelenen bilim insanlarına göre bu durumun, buz kaybını ve deniz seviyesinin yükselmesini hızlandırması mümkün. Ve,  aynı bilim insanlarının ifadelerine göre, iklim değişikliğinden kaynaklanan sıcaklık artışları Kuzey Kutbu'ndaki buz tabakasını tüketiyor. Çünkü, temmuz 2020'de Kanada'nın bozulmamış son buz tabakası çöktü.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) en son yayınlanan raporları gösteriyor ki, deniz seviyeleri 2100 yılına kadar bir metreden fazla artabilir. Bilim insanlarını endişelendiren konu, bu sarp buz sahanlıklarının aniden çökmesinin, gelecekte deniz seviyelerini önemli ölçüde yükkeltebilecek olması. Zira Dünya'daki tatlı su kaynaklarının yarıdan fazlası Antarktika'nın buzullarıyla kaplı.

Aynı konuyla ilgili Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Nature dergisinde yayımlanan bir çalışmanın sonuçlarını incelediğimizde, Grönland'ın buz tabakasının geçen yıl rekor miktarda kütle kaybettiğini gösteriyor olması, buzlu kütlenin beklenenden daha hızlı eridiği endişelerini beraberinde getiriyor. Çünkü Grönland'ın eski buz tabakası, tamamen eridiği taktirde deniz seviyesini en az altı metre yükseltebilecek kadar su tutuyor.
Uluslararası alandaki bilim insanlarının ve araştırma kuruluşlarının konu ile ilgili raporlarını incelemeyi sürdürdüğümüzde görüyoruz ki, konunun vahameti büyük.

İngiltere'deki University of Leeds ve İskoçya'nın başkenti Edinburg'daki Edinburg Üniversitesi ile Universty College London'da görevli bilim insanlarının yaptığı araştırmanın sonuçları, İngiltere'nin tüm yüzeyini 100 metre kalınlığında donmuş bir su tabakasıyla kaplayacağının hesaplandığı, yeryüzünde 28 trilyon ton buzulun, 30 yıldan kısa bir zamanda eridiğini gösteriyor.

Bilim  insanlarının ifadelerine göre, eriyen buzul miktarındaki artışın, güneş ışınlarının yansıtılmasını önemli ölçüde azaltabileceği, buna bağlı olarak da denizin ve toprağın daha fazla ısınacağı, dolayısıyla küresel ısınmanın çok daha fazla hızlanabileceği yönünde. Buna bağlı olarak da denizin ve  toprağın daha çok ısınması, dolayısıyla buz kaybını ve deniz seviyesinin yükselmesini hızlandırması mümkün. Araştırmanın sonuçları, İngiltere'nin tüm yüzeyini 100 metre kalınlığında donmuş bir su tabakasıyla kaplayacağının hesaplandığı 28 trilyon ton buzulun, 30 yıldan daha kısa bir zamanda eridiğini gösteriyor.

Aynı araştırmanın bulguları karşısında hayrete düştüklerini ifade eden ve "Geçmişte araştırmacılar, buzulların eridiği Antarktika ve Grönland gibi bölgesel alanları incelediler ama bu araştırma, Dünya genelinde eriyen tüm buzulları kapsıyor" görüşünü ifade eden Leeds Üniversitesi  Kutup Gözlem ve Modelleme Merkezi Direktörü Profesör Andy Stepherd de konunun önemine dikkati çekmek için "Deniz suyu seviyesinde her bir santimetrelik yükseliş bir milyon kişiyi evsiz bırakabilir" diyerek uzmanların ortaya koyduğu buzul kaybı oranının, Hükümetlerarası İklim Değişikliiği (IPCC) tarafından özetlenen en kötü senaryo tahminleriyle eşleşiyor. 

Ülkemizde ve Dünya'da küresel ısınma ve buna bağlı olarak yaşadığımız küresel iklim krizi ile ilgili araştırmalar ve küresel ısınmanın önünü almada, iyileştirici sonuçlar ve kalıcı önlemler almak için, Dünya'daki karar alıcılar düğmeye basmak zorunda.
 
 
 
 
 
 
 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test