Türkiye'de tarımın sorunları-2
Emin Varol

Emin Varol

emnvarol@hotmail.com

Türkiye'de tarımın sorunları-2

08 Temmuz 2019 - 06:36

Tarım, stratejik sektör. Geçmişte de öyleydi, şimdi "Daha da" öyle. Ama galiba biz bunun böyle olduğunu, yeterince algılayamamış, konunun önemini yeterince kavrayamamıştık.
Ama ülke, dünya ve yaşamın gerçekleri bize yaşatarak dikte ediyor ve öğretiyor tarımın stratejik bir sektör olduğunu, beslenmemiz için yaşamsal önemi olan birçok tarım ürününü ithal etmek zorunda bırakarak.
Tarımın sorunları demiştik. Tarımın ana sorunlarandın birisi de köyden krente göç. Genç nüfusun tarımdan ve köyden kaçışı, köylerin giderek boşalması.
Çocuğu tarımda üretici olmadığınıa göre torunu da olmayacak demektir. Bunun böyle olması da ülkemizin tarımsal üretim hafazısını yitirmesini getirecektir doğal sonuç olarak.
İnsanın doğduğu toprakları terk etmek zorunda kalması kolay değildir.
Geçim sıkıntısı ve daha iyi yaşam koşulları arayışı, insanları doğduğu topraklardan ayrılmaya zorluyor. Öncelikle bu gerçeğin altını kalın çizgilerle çizmek gerekiyor.
1950'li yıllardan bu yana, bu sorunla boğuşan ülkemiz, ülkeyi yönetenler ve karar alıcılar tarafından uygulanan yanlış ekonomik politikalar sonucu 70 yıldır bunu çözemediği gibi, günden güne büyüyerek devasa, kangrenleşmiş bir sorun haline gelmesinide önleyemedi.
Bırakalım önlemeyi, uygulanan yanlış politikalarla "Taşı toprağı altın" diyerek gazetelere attığımız manşetlerle, insanları doğdukları yerlerde doymalarını teşvik etmek yerine adeta iç göçü teşvik ederek uyguladığımız politikalar sonucu karşımıza çıkan gerçek, ülke nüfusunun neredeyse yüzde 40'ının üç büyük kentimiize ve çevresine doluşmuş olması.
İstanbul 16 milyonu, Ankara 5 milyonu aşan, İzmir 5 milyona yaklaşan nüfusuyla; üç büyük kent olarak nüfusumuzun yüzde 40'ını temsil ediyor.
Tarımın ana sorunlarındıan birisi tarı nüfusunun tarımdan ve t arımsal üretimden kopuşu demiştik. Peki bunun bir çözümü yok mu ?
Tabii ki var. Çözümü aramak ve bulabilmek için Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yıllar önce ettiği sözlere bakmak gerekiyor.
Büyük Ataatürk;
"Milli ekonominin temeli tarımdır. Bunun içindir ki, tarımda kalkınmaya büyük önem vermekteyiz. Köylere kadar yayılacak pratik ve programlı çalışmalar bu amaca ulaşmayı kolaylaştıracaktır.
Fakat bu çok önemli işi isabetli bir şekilde amacına ulaştırabilmek için her şeyden önce ciddi etüd, inceleme ve araştırmalara dayalı bir tarım politikasını tespit etmek ve her köylünün ve vatandaşın kolaylıkla kavrayıp öğrenebileceği, severek tatbik edebileceği bir tarım rejimi kurmak lazımdır.
Bir defa, memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bundan daha önemli olanı ise bir çiftçi ailesini geçindirebilen toprağın hiçbir suretle bölünemez bir nitelikte olması, büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliği, arazinin bulunduğu memleket bölgelerinin nüfus yoğunluğuna ve  toprağın verim derecesine göre sınırlandırılmalıdır.
Memleketi iklim, su ve toprak verimi açısından tarım bölgelerine göre ayırmak, bu bölgelerin her birinde köylülerin gözleriyle görebilecekleri, çalışmaları için örnek alabilecekleri verimli, modern ve pratik tarım merkezleri kurulmalıdır.
Küçük büyük bütün çiftçilerin iş makinelerini artırmak, yenileştirmek ve koruma tedbirleri, vakit geçirmeden alınmalıdır" diyor.
Çocuğu üretici olmadığına göre torunu da üretici olmayacaktır" gerçeğinden yola çıkarak, Yüce Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Milli ekonominin temeli tarımdır" sözünün etrafında yoğunlaşarak bizi bekleyen on yılların dünya genelinde ana gündemini, "Gıda, beslenme ve açlık" sorununun oluşturacağı gerçeğinin altını çizmek istiyoruz.
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum