Türkiye tarımın sorunları-1
Emin Varol

Emin Varol

emnvarol@hotmail.com

Türkiye tarımın sorunları-1

19 Haziran 2019 - 09:52

Tarım, ülkemiz ve dünya için stratejik öneme sahip bir sektör. Su, toprak, temiz hava ve gıda yoksa yaşam da yok.
Kısa bir süre öncesine kadar temel tarımsal ürünerde kendi kendimize yeten üretimi yapabiliyor, ülkeyi besleyebiliyorken, tarım sektörüne yönelik uygulananan yanlış politikalar, tarımsal iş sektöründe bütünsel bir yapılanmaya gidilememesi ve bütün bunlara bağlı olarak temel üretim planlamasının yapılamaması sonucu neredeyse tarımsal ürünlerin tamamının ithalatçısı bir ülke konumuna geldik. Hem de bu alanda üretim olanaklarımız, iş gücümüz, bilgi birikimimiz olmasına rağmen.
Tarım ve gıda setörünün kronikleşen sorunları artık toplumumuzun tüm kesimlerini ilgilendiriyor. Geçici, "palyatif ve pansuman tedbirler"le kısa vadede çözüm bulunmaya çalışılan ve artık sadece kırsal kesimdeki üreticinin problemi olmaktan öteye geçen sorunlar "Hepimizin mutfağına" dayandı.
Konu ile ilgili paydaşları ve konunun uzmanlarını dinlediğimizde ortak görüşün, "Tarım ve tarımın bütün kolları birbirinden ayrılamayacak kadar önemli, ne tek başına hayvancılığa destek yeterli olur, ne de üreticiye destek verme. Tarım, bütünsel yaklaşım içinde ele alınmalı" şeklinde oluştuğunu görüyoruz.
Türk tarımında bir başka temel sorfun verimlilik. Aynı uzman görüşleri "Tarımda verimlilik her zamann ön plana alınmak zorunda. Sadece üretmek yetmiyor. Bu üretimin yan sanayilerle işlenerek katma değerli hale getirilmesi" gereğinin altını çizerek bize yapılması gerekenleri gösteriyor.
Tarımımızın bir başka büyük sorunu ise, yaşlanan tarım nüfusumuz ve gençlerin köylerden, dolayısıyla da tarımdan kopması.
Ege Bölgesi köylerinde yaş ortalaması 55-60. Köylere baktığımızda köyler boşalıyor. Köylerde sosyal yaşam alanları sınırlı. Şehrin cazibesine kapılan genç, gitti mi bir daha dönmüyor.
Bir başka ana sorun, üretimin kazandırmaması. Bu nedenle üretici babalar da çocuklarının köyde kalıp tarımsal üretimi sürdürmesini teşvik edemiyorlar. Çünkü tarım artık kazandırmıyor. Bu da bize şu acı gerçeği gösteriyor: Çocuğu üretici olmadığına göre torunu da üretici olmayacaktır.
Bu yapıyı tersine çeviremediği ve gençlerini tarıma yönlendiremediği noktada ülkemizin, tarımsal egemenliğini yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalması kaçınılmaz olacaktır.
Yaklaşan büyük tehlikenin yaşamsal önemini anlayabilmek ve durumu tespit ederek konunun altını kalın çizgilerle çizebilmek için; Amerika Birleşik Devletleri'nde 1970'li yılların ortalarında (1973-1977) Dışişleri Bakanlığı yapmış olan Henry Kissinger'ın "Petrolü kontrol ederseniz ülkeleri, gıdayı kontrol ederseniz insanları yönetirsiniz" sözlerinin anlamını iyi kavramak ve ülkede uygulayacağımız gıda ve tarım politikalarımızı ona göre oluşturmamız gerekiyor.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum