Emin Varol

Emin Varol

[email protected]

Tahtalı Barajı'nda son durum nasıl?

14 Şubat 2021 - 07:35

Birleşmiş Milletler'e (BM) bağlı bir uzmanlık kuruluşu olan Dünya Meteoroloji Örgütü'nün (WMO) hazırladığı raporlara göre atmosferdeki sera gazı konsantrasyonları rekor oranda artmaya devam ediyor. Gezegenimizin ısınması ve iklimin bozulması tüm hızıyla sürüyor.

Su ve kuraklık sorunu ülkemiz için günden güne derinleşiyor.

Su kıtlığı ve yağışların azalması bugün gezegenimizde sadece tarım ürünlerini ve tarım sektörünü değil, aynı zamanda doğal yaşamı ve canlıların yaşamını da tehdit eder düzeye gelmiş durumda.

Yani, iklim değiişikliği ve küresel iklim krizinin, sürdürülebilir canlı yaşamı için de çok büyük bir tehdit oluşturduğu artık yadsınamaz bir gerçek.

Geçtiğimiz yılın temmuz ayından bu yana ülkemizin hemen hemen tüm illeri, her ay ortalamasının altında yağış aldı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü raporlarını incelediğimizde Ekim'den Aralık ayına kadar Türkiye genelinde yağış miktarının, 1981-2010 yağış ortalamasından yüzde 48 daha düşük olduğu gerçeğiyle karşılaşıyoruz.

Küresel ısınma ve iklim değişikliği uzun zamandır buzullarda erimeye, göl sularında azalmaya, deniz seviyelerinde yükselmeye neden oldu, akıntılarda ve yağış modellerinde değişiklik yarattı, planktondan (x-1) memelilere varıncaya kadar tüm sucul canlılar üzerinde olumsuz etkilerini göstermeye başladı.

İklim değişikliğinin bugün, atmosferdeki sera gazı emisyonları artışından kaynaklandığı ve bunun da insanlığın çeşitli faaliyetlerinin bir sonucu olarak ortaya çıktığı konusu bütün iklim bilimcilerin fikir birliğine vardığı bir konu.

Deniz suyundaki çözünürlüğü atmosferdeki diğer gazlara göre daha fazla olan karbondioksidin, sera gazları içinde küresel ısınma ve iklim değişikliğine katkıda bulunması açısından en büyük paha sahip olduğu, altı çizilen bir gerçek.

Okyanuslar büyük rezerv kaynaklar. Bu nedenledir ki, zengin bir biyoçeşitliliğe ve gezegenimizin büyük kısmını oluşturması açısından denizler ve okyanuslar küresel ısınmanın yaratmış olduğu değişim sürecinden en fazla etkilenen sucul ekosistemler.

Yapılan bilimsel araştırmalar krillerin(x-2) sayısının son 40 yıldaki azalışının yüzde 80'den fazla olduğunu, mercan resiflerinin beyazlamasının büyük oranda artış gösterdiğini, deniz seviyesindeki yükselişi ve kıyı habitadının tahrip olması nedeniyle deniz kaplumbağalarının üreme alanlarının daraldığını, birçok deniz memelisinin, deniz buzunun azalmasına bağlı olarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını gösteriyor.

Dünya'mızın yaşamını sürdürebilmesi için hayati önemde olan su, Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine yansıyan sonuçlara göre iklim değişikliğine bağlı kuraklık, iklim krizi, günden güne artan Dünya nüfusu ve kaynakların hoyratça kullanımı gibi ndenlerle çok büyük tehdit altında.

Geçtiğimiz yılın aralık ayında yağışlar, bir önceki yılın aynı dönemine göre yarı yarıya azaldığı içiiin, özellikle sonahar döneminde beklenen yağışların istenen düzeylerde gerekleşmemesi, başta İzmir ve İistanbul gibi büyük şehirler olmak üzere Türkiye genelinde baraj doluluk oranlarını olumsuz etkiledi.

Küresel ısınma ve bire bir tanık olduğumuz iklim krizinin sonucu olarak önceki haftalarda İzmir'de yaşadığımız afet boyutunda gerçekleşen, bir yılda yağması gereken yağmurun bir günde kente düşmesi sonucunda bile İzmir'e hem içme suyu, hem de tarımsal sulama alanında su sağlayan Tahtalı Barajı'nın su durumunu, daha önceki birkaç yazımda da değindiğim gibi Özdere'ye her hafta sonu gidişimde gözlemlerim. Eski Bulgurca Köyü Camii'nin minaresinin durumu benim için ölçüdür. Geçen yıl minarenin şerefe kısmı hariç tamamı sular altında iken şu anda minarenin ancak kaide kısmının suda kaybolmak üzere olduğunu önceki gün gözlemledim. Ve bütün bunlardan sonra yağıştan önce yüzde 35-36'lar seviyesinde olan doluluk oranının yüzde 53-54'lere ancak gelebildiğini gördüm.

Bu durumun böyle devam edeceğini varsayarsak, yağış eksikliği sadece tarımsal ürünlerimizin yaşam ve üretim güvenliğini etkilemekle kalmayacak, doğal yaşam ve doğamızdaki canlıların yaşamını da tehdit eder düzeyde oluşu ve dolayısıyla bir vakıa ki, iklim değişikliğinin, canlı yaşamının sürdürülebilir olmasında ciddi bir tehdit ve tehlike oluşturması dünyadaki karar alıcıları düşündürmesi açısından, altı kalın çizgilerle çizilmesi gereken bir gerçek.

(x-1)-Plankton= Suda bulunan, hareket yeteneği akıntıya bağlı olan canlılara verilen genel isim, genellikle mikroskobik boyutta ve tek hücreli oldukları varsayılsa da, denizanaları veya kopmuş yosunlar da okyunasbilimcilerce plankton olarak tanımlanıyor.

(x-2)-Kril= Okyanuslardaki besin zincirinin en altında, temelinde yer alan kabuklu takımı. Boyları ufak olasa da sürü halinde büyük boyutlara ulaşan ve çoğu hayvan için bir besin kaynağı olan balık.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test