Plastik atıklar artık sofralarımızda
Emin Varol

Emin Varol

emnvarol@hotmail.com

Plastik atıklar artık sofralarımızda

04 Mayıs 2019 - 06:30

Artık, plastik çöp ithalatı yapan ülkelerden birisiyiz.
Çevresel kirlenmede, en büyük etkenlerden birisi olduğu, doğanın ve çevrenin bozulmasında kalıcı etkileri bilimsel verilerle kanıtlanmışken, Greenpeace'in Doğu Asya Bürosu tarafından yayımlanan raporun verileri bize, ülkemizin dünyada en fazla  plastik çöpü ithal eden üç ülkeden birisi konumunda olduğunu gösteriyor.
Bir başka araştırma sonucuna göre ise, Türkiye'ye plastik çöp ihraç eden ilk 10 ülkenin İngiltere, Belçika, Almanya, ABD, Hollanda, İspanya, İtalya, Slovenya, Fransa ve Japonya olduğunu görüyoruz.
Geçtiğimiz günlerde okuduğum, Gıda Mühendisi Bülent Şık makalesinde; plastik malzemeler, organik kalay bileşikleri, dioksinler ve kurşun gibi ağır metaller başta olmak üzere sağlığa zararlı çok sayıda toksik kimyasal maddeyi içerdiğine, hangi çeşit plastik olduğuna bağlı olarak toksik kimyasalların farklılık gösterdiğine ve bu toksik maddelerin, plastik malzemenin temas içinde olduğu hava, toprak, gıda ve su gibi çeşitli ortamlara geçiş yapabildiğine ya da bulaşabildiğine işaret ediyordu.
Bu kimyasallara maruz kalmak bünyemizde kansere, üreme sağlığının bozulmasına, hormonal ve nöral sistem bozukluklarına, bebek ve çocuklarda ise gelişim bozukluğuna neden oluyor.
Eskidikçe ve yıprandıkça daha kırılganlaşan ve parçalanarak "Mikroplastik" adını verdiğimiz plastikler, son derece küçük parçalara dönüşüyor.
Mikroplastikler, toprak ve su gibi canlı yaşamı için zemin teşkil eden iki hayati varlık için en fazla önem arz eden kirleticilerin başında geliyor. Yapılan araştırmaların sonucuna baktığımızda ise, mikroplastiklerin gıdalara ve sulara bulaştığına dair verileri elde ediyoruz.
Şöyle ki; Geçtiğimiz yıl kasım ayında katıldığım "Mavi Gezegen mi, Plastik Gezegen mi ?" başlıklı konferansta işlenen konu, canlı yaşamını olumsuz etkileyen plastik atıkların denizlerde yarattığı tehlikeyi gözler önüne sermişti.
Deniz Temiz TURMEPA Derneği Çevre ve Sürdürülebilirlik Koordinatörü Şeyda Dağdeviren Hill konuşmasında, denizlerdeki plastik kirliliğinin yarattığı hayati tehlikenin altını çizerken, makro ve mikroplastiklerin insan yaşamını ne denli tehdit ettiğine işaret etmiş, kirliliğin boyutlarının yalnızca deniz canlılarını değill, insan yaşamını tehdit edecek düzeye ulaştığını, denizlerdeki plastik atıklar nedeniyle sudaki besin zincirinin bozulduğunu aktararak;
"Denizler değişti, balıklar başta olmak üzere tüm deniz canlıları yoğun bir plastik kirliliğiyle karşı karşıya. Deniz kaplumbağaları, denizanası sandıkları plastik poşetleri yiyor. Bu, yalnız denizdeki canlıların yaşamını ilgilendiren bir konu değil artık. Balıkların yediği plastikler ne yazık ki, tabağımıza yemek olarak geri dönüyor. Bu kirli zincir nedeniyle biz de farkında olmadan plastik yiyoruz" diyordu.
Hill'e göre insan ve canlı yaşamını tehdit eden bir diğer etken olan mikroplastiklerin en büyük kaynaklarından biri ise, sentetik kumaşlardan üretilen kıyafetler. Bu kıyafetler çamaşır makinelerinde yıkanırken yıpranıyor, yani çok küçük boyutlardaki plastik ipliklerini kaybediyor ve bu iplikler çamaşır makinesinden kanalizasyona, oradan da denizlere ulaşıyor. Mikroplastikleri atık sudan temizleyecek herhangi bir arıtma yöntemi de yok."
Yukarıda gözler önüne serdiğimiz ayrıntılı rapor ve bilgiler bize makro ve mikroplastiklerin çevreye verdikleri zarar ve tehditler ortadayken biz ülke olarak 2018'de sadece İngiltere'den 100 bin ton civarında plastik çöp ithal etmişiz.
Bizim görevimiz ise toprak, su ve canlı yaşamı ve sürdürülebilirlik için çevreyi ve denizlerimizi korumak zorunda olduğumuzun altını çizmek.
 
 
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum