Reklam
Reklam
Reklam
Emin Varol

Emin Varol

emnvarol@hotmail.com

Kaderimiz ortak

05 Mayıs 2020 - 07:39

Küresel ısınma bütün insanlığın geleceğini tehlikeye atan bir olgu. Geçtiğimiz yıl yazdığım bir yazımda “Küresel ısınma ve bunun sonucu oluşan iklim değişikliğinin bedeli hepimize ağır olacak” demiştim.
Dünya Doğayı Koruma Vakfı-World WideFundfor Nature (WWF), 2018 yılında hazırladığı bir raporda iklim değişikliği ve küresel ısınmanın olumsuz etkilerini azaltabilmek için bilimsel verilerin dikkate alınmasının zorunluluğunun altını çiziyordu.
Konu, Dünya’nın yaşanabilirliği açısından o kadar büyük önem kazandı ki, 16 yaşındaki İsveçli iklim aktivistiGretaThunberg Polonya’nın Katowice kentinde geçtiğimiz yıl yapılan Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nin açılışında söz alarak ve Dünya liderlerine seslenerek konu ile ilgili yaptığı konuşmada, “Popüler olmak benim umurumda değil. İklim adaleti ve yaşayan bir gezegen benim umurumda. Çocuklarınızı her şeyden fazla sevdiğinizi söylüyorsunuz ama böyle olmasına rağmen onların gözleri önünde geleceklerini çalıyorsunuz.
Fosil yakıtları yerin altında bırakmamız ve dürüstlüğe odaklanmamız gerekiyor. Ve bu sistemin içinde çözümlerin bulunması olanaksız, belki de sistemin kendisini değiştirmemiz gerekiyor” diyordu.
Küresel ısınma ve iklim değişikliği konusu öyle önem kazandı, gündemin öyle ön sıralarına geçti ki, bu durum özellikle Türkiye’yi etkileyen yanıyla ülkemizdeki yağışların azalması olarak kendisini göstermeye başladı.
Bilim insanları Grönland ve Antarktika’da eriyen milyarlarca tonluk buz kütlelerinin yakın gelecekte aşırı soğuk ve sıcak havalara neden olarak bölgesel iklimlerde çok büyük değişikliklere yol açabileceğine işaret ediyor, Dünya nüfusunun artışına bağlı enerji kullanımının arttığını, bunun sonucunda son 100 yılda Dünya’nın ortalama sıcaklığının 1,5 derece yükseldiğini belirterek “Türkiye’de yağışların az olmasının en büyük nedenlerinden birisinin Kuzey Atlantik Salınımı”nın pozitif etkisinden kaynaklandığını, çünkü Kuzey Atlantik Salınımı ile bizim coğrafyamızdaki yağışlar arasında ters bir ilişki olduğunu, böyle olunca da cephesel yağışların az düştüğünü belirtiyorlar.
(Kuzey Atlantik Salınımı=Kuzey Atlantik Okyanusu’nda görülen bir olay. Kutuplar, açısı daralan güneş ışıklarından dolayı düşük ısı ile deniz seviyesinde yüksek basınç alanı, ekvatoral bölgelerde ise bunun aksine yüksek ısı enerjisiyle alçak basınç alanı, bu basınç kuşaklarına tepki olarak alt tropik ve alt kutbi bölgelerde de yarı kararlı basınç kuşakları oluşuyor.)
Ekvator’dan her iki yöne doğru sıcak kuşak alanının genişlediğini belirten bilim insanları “Eskiden güneyimizde diye düşündüğümüz çöl bölgeleri, dinamik yüksek basınç sahasının, bizim bulunduğumuz coğrafyaya biraz daha yaklaştığını, bunun sonucunda yağışlarda değişiklik olduğuna” işaret ederek, “Türkiye’de 40’ın üzerinde istasyonda inceleme yaptıklarının, bu inceleme sonucu elde ettikleri yağış rejimlerine göre Karadeniz ve Kuzey Marmara hariç ülkemizin her yerinde yağışlı gün sayısında azalmanın söz konusu olduğunun, yağışlı gün sayısı azaldığı için de 1 haftada yağması gereken yağmurun birkaç günde düşmesinin şiddetli yağışlara, sellere neden olduğunun altını çiziyorlar.
2019’un sonlarında, İngiltere’de yayınlanan tıp dergisi Lancet’in ”Lancet 2019 Geri Sayım Raporu”na göre, küresel ölçekteki fosil yakıt tüketimi teşvikleri 2018’de 430 milyar dolara çıktı.
Artan emisyonlar nedeniyle kötüleşen hava kalitesi, 2016’da Dünya’da 2,9 milyon erken ölüme yol açtı. Küresel ölçekte hava kirliliğine bağlı ölüm sayısı toplam 7 milyona ulaştı, ülkemizde ise hava kirliliği 2016’da 26 bin kişinin ölümüne neden oldu, aynı rapora göre Dünya’daki 7,5 milyar insanın iklim değişikliğiyle, hep birlikte mücadele etmesi gerekiyor.
 
Dünya üzerinde yaşayan insanlar olarak kendi elimizle oluşturduğumuz çevre kirliliği, küresel ısınma ve bunun sonucu oluşan iklim değişikliğini önlemede, Paris İklim Anlaşması hedeflerine ulaşılmasında, hükümetleri ve iş dünyasını daha cesur adımlar bekliyor. Bu görev hepimizin.
Devam eden pandemi sürecinde geldiğimiz bu noktada Dünya’da insansı faaliyetlerin azalmasının, sanayi üretim faaliyetlerinin yavaşlamış olmasının, Dünya genelinde araç kullanımının azalmasının, küresel ısınma ve çevre kirliliğini azaltmış olduğuna dair haberleri gazete sütunlarında okumak, radyo ve televizyon haberlerinde dinlemiş olmak, kendilerini Dünya’nın sahibi gibi gören egemen güçlere, gerçek durumun bunun tam tersi olduğunu, Dünya’nın, 7,5 milyar insanın birlikte yaşadığı bir ev olduğunu, hepimizin kaderinin ortak olduğunu öğretmiştir umarız.
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum