Reklam
Emin Varol

Emin Varol

emnvarol@hotmail.com

Hepimiz için su krizi kapıda

08 Aralık 2020 - 07:35

Mart 2020'den bu yana ülkemizi ve Dünya'yı saran, özelikle son bir ayda dikkat çekici bir artış gösteren Koronavirüs (Kovid-19) salgınından sonra, uzun yıllar ortalamalarının ve geçen yılın altında gerçekleşen 2019-2020 yağışları sonucu İzmir için ikinci bir tehlike de kuraklık ve bunun peşinden gelecek susuzluk tehlikesi.

Geçtiğimiz ay "İzmir Zamanı Ortak Akıl Buluşması" kapsamında kentteki basın mensuplarıyla bir araya gelerek, 30 Ekim'de meydana gelen deprem sonrası kentin izleyeceği yol haritasını da açıkladığı toplantıda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eylül-ekim-kasım aylarında yeterli düzeyde yağışın düşmediği Ege Bölgesi ve İzmir'in su sorununa değininken, yakın zamanda yaşadığı bir olayı bir anektodla anlattı ve "Geçtiğimiz günlerde Tire'de muhtarlarla yaptığı bir toplantıda köylülerin 'On sene öncesine kadar 5-6 metre derinlikten yeraltı suyu elde ettiklerini, artık bu suya ulaşmak için 300 metre derinliğe inmek zorunda kaldıklarını' söylediklerini hatırlattı. "Uykularım kaçıyor" diyerek olayın vahametini dile getiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, ertesi günü de içme suyu açısından İzmir'in "Can damarı" niteliğinde olan, İzmir'in içme suyu ihtiyacının yarıya yakınını sağlayan Tahtalı Barajı'na giderek durumu yerinde gördü ve İzmirlileri suda tasarrufa çağırdı.

Çin'in Wuhan kentinde bu yılın başlarında ortaya çıkan ve giderek bütün Dünya'yı etkisi altına alan Koronavirüs (Kovid-19) salgınından sonra hijyen konusunda hepimizde oluşan hassasiyet  sonucu, toplum olarak kullandığımız suyun artık daha fazlasını kullanıyoruz.

Olaya kendi açımdan baktığımda yaşadığımız yağış azlığı ve kuraklığın sonuçlarını çıplak gözle gözlemleyebiliyorum. Özdere ve Gümüldür'e gidiş gelişlerimde haftada en az iki kez Tahtalı Barajı'nın yanından geçiyorum. Her geçişimde özellikle barajı ve su kotunu incelerim.

Tahtalı Barajı'nın bugün bulunduğu yüzey su alanından baraj kurulurken kaldırılarak 5 kilometre ötedeki Pancar'a taşınan Bulgurca Köyü, devamında ve şu an barajın gövde alanının olduğu yerde de, Gümüldür-zdere yolunun geçtiği Kaplanboğazı dediğimiz vadi vardı. Daha önce sadece minaresi görünen, şu anda tamamı meydana çıkan yapı ise Bulgurca Köyü Camii.
Geçtiğimiz yıl su yüzeyinin üzerinde sadece minaresinin şerefesi ve onun üzeri görünen caminin bu yıl tamamı ortada olduğu gibi, su daha da geriye çekilmiş, neredeyse eski Bulgurca Ovası ekilip biçilecek, tarım yapılabilecek hale gemiş. İşte, çıplak gözle baktığınız zaman kuraklığın geldiği nokta ve olayın boyutu bu.

2019 yılı kasım ayında metrekareye 92 kilogram yağışın düştüğü İzmir'de bu yıl metrekareye 1.5 kilolgram yağmur düşmüş. Geçtiğimiz yıl yüzde 65.29 olan Tahtalı Barajı'ndaki doluluk oranı an itibariyle yüzde 35'e, 2019'da su seviyesi yüzde 49.34 olan Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı'nın su seviyesi yüzde 13.36'ya, geçen yıl doluluğu  yüzde 52.38 olan Ürkmez Barajı'nın doluluğu yüzde 29'lara, yine geçtiğimiz yıl doluluğu yüzde 9.2 'lerde olan Gördes Barajı'nın su düzeyi  yüzde 4.74'e düşmüş. Bu, bizim için bir alarm durumu. Böyle devam ederse çok ciddi bir susuzluk tehdidi kapımızda.
Olayın boyutu ve kuraklık sonucu oluşan "Susuzluk tehlikesi"nde geldiğimiz noktanın kısa özeti bu. Tüm Dünya'da yaşanan iklim krizi ülkemizi de etkiledi. Önümüzdeki aylarda Ege ve İzmir'de toprağı doyuracak ve yeraltı sularını besleyecek, yerüstü yüzey barajlarını yeterince dolduracak yağışları göremezsek eğer, 2021'de bizi susuzluk tehlikesini içeren bir yıl bekliyor.
"En iyi kaynak tasarruf edilmiş kaynaktır". O nedenle diyoruz ki;
"Bölgemizin ve Türkiye'nin su kaynakları sınırlı. Çok değerli olan suyumuzu mutlaka daha özenli, daha dikkatli ve daha tasarruflu, damlasını bile ziyan etmeden kullanmak yurttaşlık borcumuzdur".

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test