Emin Varol

Emin Varol

emnvarol@hotmail.com

Hava kirliliği Koronavirüsün yayılma hızını artırıyor

20 Temmuz 2020 - 07:12

2019 Aralık ayında Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan, tüm Dünya'da etkisini gösteren, ülkemizde de halen zaman zaman artış göstererek can almaya devam eden, bazı ülkelerin ikinci dalgasını yaşadığı, küresel sağlık sistemleri ve küresel ekonomi üzerinde baskı oluşturmaya devam eden ve hayatı durma noktasına getiren Koronavirüs (Kovid-19) salgınının insan sağlığını nasıl etkilediğini araştıran bilim adamları, hava kirliliği ve Koronavirüs ölümleri arasındaki bağlantıyı keşfetti.
Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre hava kirliliğine neden olan katı parçacık (PM) yoğunluğunun artışı, Koronavirüs ölümlerini tetikliyor.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) genelinde yapılan bir araştırma kapsamında, 3 bin farklı lokasyondan alınan örneklerde PM oranı yüksek bölgelerdeki Koronavirüs ölümlerinin, PM  oranı düşük bölgelere göre yüzde 15 artış gösterdiği gözlemlendi.
Geçtiğimiz ayın 5'i yani 5 Haziran 2020, "Dünya Çevre Günü" idi.
Birleşmiş Milletler (BM) çatısı altında ilk kez düzenlenen Çevre Konferansı'nın ardından, 1972  yılında ilan edilen "Dünya Çevre Günü", küresel ısınma, hava kirliliği, ozon tabakasının incelmesi, ormansızlaştırma politikaları, tatlı ve temiz su kaynaklarının giderek azalması, kentsel nüfusun Dünya çapında artışı ve insan eliyle yaratılan küresel tehditler nedeniyle her yıl önemini artırdı.
Virüsün yayılma hızını ve öldürücülük oranını hava kirliliğiyle ilişkilendiren bilimsel çalışmaların ortaya çıkışı Dünya Çevre Günü'nü bu yıl daha da anlamlı kıldı.
Koronavirüs (Kovid-19) salgınının devam ettiği süreçte küresel risklerin ne kadar yakınımızda olduğunu, etkilerinin ne kadar güçlü olduğunu bizzat yaşayarak deneyimliyoruz. En önemli ve yaşamsal risklerden birisi olan iklim değişikliği konusunda artık gecikmeden, ertelemeden, küresel bir işbirliği ile çözüm bulmamız gerektiğini anlamış olmamızın gerektiği, iklim değişikliği ve hızla artan doğal kaynak kullanımının doğurduğu riskleri derinden hissettiğimiz bir dönemden geçiyoruz.
Ülkemizin yer aldığı Akdeniz Havzası, iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgeler arasında. Toplum olarak çevre konusunda bilinçli, çevre politikaları konusunda son derece duyarlı ve aktif olmanın insanımızın sağlığını korumanın yaşanabilir alanlar oluşturmakla mümkün olduğunu, sürdürülebilir kalkınmanın ancak çevreci ve çevreye yapılacak yatırımlarla olası olduğunun bilincinde olmak zorundayız.
Çevresel bozulma ve küresel iklim değişikliğinin sonuçları ortada. Biz bazı gerçekleri görmemekte ısrar etsek te doğa bize gerçekleri yaşatarak öğretiyor.
Daha geçtiğimiz haftalarda Bursa'da gerçekleşen yarım saatlik yağış sonucu oluşan afet denebilecek boyuttaki sel, önüne katıp götürdükleri, yitirdiğimiz 5 can, oluşan milyonlarca liralık maddi hasar.
Ülkemizin mevcut çevre karnesi çok zayıf durumda. Yale ve Columbia Üniversitelerinin hazırladığı Dünya Çevresel Performans Endeksi'ne göre Türkiye, genel çevre performansında 180 ülke arasında 99. durumda. Bu yıl Birleşmiş Milletler'in, Dünya Çevre Günü'nün 2020 ana teması olarak belirlediği biyoçeşitlilik alanınnda ise durumumuz daha da endişe verici. Aynı endeksin sonuçlarına göre ülkemiz, biyoçeşitliliği ve habitatı korumada 180 ülke arasında 175. sırada.
Ülkemiz ve Dünya'nın Koronavirüs pandemisi ile mücadele ettiği bu dönem, doğayı korumanın ve doğaya sahip çıkmanın bir öncelik olması gerektiğini açıkça ortaya koydu.
Doğanın kendisini yenileme gücünün sınırlarının zorlanmaması gerektiğinin bilinlciyle ve en büyük sorumluluğumuzun çocuklarımıza ve torunlarımnıza karş olduğunu unutmadan, küresel iklim  değişikliğine karşı, hep birlikte mücadele etmek birincil görevimiz olmalı.
İklim değişikliği ve çevre sorunlarına tedbir almamanın, tedbir almada gecikmenin maliyeti çok yüksek olacak.
 
 
 
 
 
 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test