Emin Varol

Emin Varol

emnvarol@hotmail.com

Hasan Tahsin

15 Mayıs 2019 - 06:09

15 Mayıs 1919... Sabahın ilk saat ve ilk ışıkları...
Yürekleri dağlayan görüntüler eşliğinde dönemin emperyalistleri ve onların kirli maşaları, sabahın ilk ışıklarıyla ve dev gemilerle gelmişler, Yunan ordusuna mensup 12 bin asker İzmir’de karaya çıkmıştı.
Yunan birliklerinin içinde her biri 200 kişiden oluşan İngiliz, Fransız ve Amerikan birlikleri de vardır.
İzmir Metropoliti Hrisostomos “Türkleri öldürün, teki bile kalmamalı” diyerek yerli Rumları ve Ermenileri galeyana getiriyordu.
Bir Yunan alayı ellerinde bayrakları, arkalarında da Rumlarla Konak’a doğru gelmişlerdi. Amaçları Valilik makamına girmek ve şehri teslim aldıklarını simgelemek için Hükümet Konağı’na Yunan bayrağını çekmekti.
“Durun !” demişti, “Böyle elinizi kolunuzu sallayarak nereye girdiğinizi sanıyorsunuz ? Bu kadar kolay mı ? Bu kadar kolay mı bu şehri işgal etmek ?”
Genç bir gazetecinin sesiydi bu. Aydınlık yüzlü bu genç adam, Hukuk-u Beşer Gazetesi’nin başyazarı Hasan Tahsin’di.
Kalabalığın önüne geçmiş, “Bu kadar kolay olmaz !” diye haykırıyordu, kalabalığın önüne geçmiş sıra sıra uygun adım Hükümet Konağı’na doğru giden askerleri durdurmuştu.
Hasan Tahsin elini beline götürdü, tabancasını çıkardı ve ardı ardına ateşledi. Yunan alayı çil yavrusu gibi dağılmıştı. Hasan Tahsan, boşalan tabancasını doldurmaya koyulmuş, saklanmamış, siper almamıştı.
Yunan’dan karşı ateş gecikmedi. Vücuduna birkaç kurşun isabet etmişti, sendeledi. Tabancası düşmüştü. Son bir gayretle cebinde sakladığı el bombasını fırlatabildi. Patlama oldu ve ardından bir kurşun yağmuru. Cansız bedeni yere düşmüş, silahlar susmuştu. Ama Hasan Tahsin çoktan şehit olmuştu.
İlk kurşunu sıkan Hasan Tahsin’in şehit edilmesi kıyımın başlangıcıydı. Yunanlılar, çoluk çocuk, genç yaşlı demeden iki binden fazla insanı öldürecek, evlerini basacak, sokakta yürüyen insanlara bile kurşun yağdırarak ortalığı kan gölüne çevireceklerdi.
Ama ilk kurşun, gazeteci Hasan Tahsin (Osman Nevres) tarafından; 9 Eylül 1922’de emperyalistler ve onların kirli maşalarının yine İzmir’de denize dökülmesiyle sonlanacak kutlu mücadelenin, Kurtuluş Savaşı’nın fitili ateşlenmişti. İlk kurşun sıkılmıştı ve arkası gelecekti.
İşte 15 Mayıs 1919’da İzmir’e gelen efsun askerlerine ilk kurşunu sıkarak Türk direnişinin, Kurtuluş Savaşı’nın kıvılcımını çakan Hasan Tahsin, milli mücadelenin simgesi olmuştu.
Peki, Şehit Gazeteci Hasan Tahsin bu da, biz kimiz ?
Biz; “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının, “Kurtuluş Savaşı Destanı”nı yazanların, canlarıyla kanlarıyla bu destanı yaratanların, bağımsızlık ve özgürlük savaşçılarının yarattığı Cumhuriyet’in ve Mustafa Kemal Atatürk’ün kuvvacılarıyız.
Biz, “Her dağ kendi destanını saklar koynunda/ Her orman kendi uğultusunu” diyerek, “Bizim dağlarımızda Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının destanı/ Ormanlarımızda kuvvacıların uğultusu vardır” diye haykıranlarız.
Biz, bize Sevr-i dayatarak “Ordularımızı terhis ettiklerini, bütün tersanelerimize girdiklerini, bütün kalelerimizi zaptettiklerini sanan emperyalistlerin ve onların kuyruğuna takılıp Anadolu’yu işgale yeltenenlere, önce Birinci ve İkinci İnönü’de, sonra Dumlupınar’da , Sakarya’da, her karışını kanlarıyla sulayarak bu toprakları zindan eden yüzbinlerce efsane kahramanın torunlarıyız.Biz, “Bu ülkenin cehennem  yürekli yiğitlerinin, tam bağımsız, özgürlükçü-laik demokratik cumhuriyeti koruma savaşında hem büyük bir sorumluluğu, hem de onurlu ve kutsal bir mirası bıraktıkları Atatürkçüler’iz.
Hepimiz birer Hasan Tahsin,
Hepimiz birer Gazi Mustafa Kemal Atatürk’üz.
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum