Emin Varol

Emin Varol

[email protected]

Gıdada israfın, küresel anlamda geldiği nokta

30 Kasım 2020 - 07:35

Gıdada israfın boyutları küresel anlamda korkunç boyutlara ulaşmış durumda. Üretimden tüketime kadar geçen her aşamada çok büyük kayıplar meydana geliyor.
FAO'nun 2019 yılı araştırmalarına göre yıllık ortalama 26 milyon ton  gıdanın çöpe gittiği ülkemizde ziraat odaları verilerine göre üretim, kullanım, piyasaya sunuluş ve  tüketim esnasında israf edilen gıdanın boyutu 35.4 milyar doları buluyor. Elde edilen veriler, sebze ve meyvede kayıp oranının yüzde 50 olduğu ülkemizde, günde 4.9 milyon adet ekmeğin israf edildiğini gösteriyor.

Geçtiğimiz hafta yazılı ve görsel medyaya yansıyan bir haber, Dünya genelinde 821 milyon insanın, yani başka bir ifadeyle her dokuz insandan birisinin açlık çektiğine, 670 milyondan fazla yetişkin ve 140 milyon gencin ise obezite sorunu ile karşı karşıya olduğuna,  insani tüketim amacıyla üretilen gıdanın üçte birinin, yani 1.3 milyar tonunun kayıp ya da israf edildiğine, bu kayıp ve israfın yalnızca dörtte bir oranında önlenmesi ile açlık çeken 821 milyon insanın doyurulabilmesinin mümkün olduğuna, Dünya genelinde kayıp ya da israf edilen gıdaları üretmek için gerekli olan tarımsal alan miktarının ise 9.6 milyon kilometrekare, yani neredeyse Çin'in yüzölçümü kadar olduğuna işaret ediyordu.
Yani gıdada kayıp ve israfın boyutu bu kadar büyük.

Bilimsel araştırmalara göre tarladan sofraya gıda israfının gelişmiş ülkelerde yüzde 40'ı bulduğuna, ülkemizde sebze ve meyvenin en az yüzde 25'inin çöpe gittiğine, Türkiye'deki tarladan sofraya kadar yüzde 25 olan gıda israfıyla 20-25 milyon insanın açlıktan kurtarılabileceğine işaret edilen bilimsel araştırmalar, ülkemizde gıda israfının çok büyük boyutlara ulaştığını, üretim, kullanım, piyasa ve tüketim esnafında israf edilen gıdanın ekonomik boyutunun 35.4 milyar doları bulduğunun altını çiziyor.

Dünya'da 1.5 milyar ton gıdanın çöpe atıldığının, her 100 kişien 11'inin açlıkla mücadele ettiğinin, 821 milyon insanın açlık çektiğinin, 2 milyar insanın sağlıklı gıda ve temiz suya erişemediğinin, her gün 25 bin insanın açlık nedeniyle öldüğünün bir gerçek olduğunun belirtildiği Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) verileri ise durumun vahim olduğunun altını kalın çizgilerle çiziyor.

Aynı rapora  göre üretebilmek için 1.5 milyar ton sera gazının atmosfere salındığı 400 milyar dolarlık gıda ürünü her yıl küresel anlamda kaybedilmekte.
Gözönüne alarak irdelediğimiz tüm bu veriler bize şu an ülkemiz ve Dünya'nın boğuştuğu salgın döneminde tarımsal üretim, gıda arzı, güvenlik stoku ne kadar yaşamsal önem arzediyorsa israf ve kaybın da bir o kadar yaşamsallık arzettiğini göstermekte.
İsrafa dayalı tüketim anlayışımız ve hesapsızca kullanımımız, sınırlı kaynaklarımızın giderek azalmasına yol açıyor. Kaybedilen ve israf edilen gıda miktarını en aza indirerek, sürdürülebilir üretim ve tüketim anlayışını daha fazla benimseyerek, gıda üretim aşamalarında tüketilen enerji, su ve diğer doğal kaynakları boşa harcamayarak milli servetimizi israf etmemek zorundayız.

Tarladan sofraya kadar olan zincirde oluşan israf ve kaybın önlenmesi, ürünü yetiştiren, işleyen, depolayan, taşıyan, dağıtan, satan ve tüketenler olarak ortak bilinç gerektiren hepimizin ortak sorumluluğu.

Üretilen gıdanın israf edilmemesi ve atık haline gelmemesi için önce ülke düzeyinde toplum olarak, sonra da ortak yaşam alanımız olan evrende öteki uluslarla birlikte ortak hareret etmek zorundayız. İşin özü bu.
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test