Emin Varol

Emin Varol

[email protected]

'Egemenlik verilmez, alınır'

23 Nisan 2021 - 07:35

Bugün, 23 Nisan 2021. Egemenliğin halka verilişinin üzerinden tam 101 yıl geçmiş.
Yeryüzünde, emperyalist güçler tarafından topyekun yok edilerek tarih sahnesinden silinmek istenen bir ulusun, Türk Ulusu'nun, kadınıyla-erkeğiyle, cepheye mermi taşıyan kadınıyla, cepheden cepheye koşturmaktan bitap düşmüş, yeri geldiğinde aynı cephede, "Dede-baba-oğulu"yla yıllar sonra karşılaşarak aynı siperde savaşmış, genciyle yaşlısıyla yaratılan, zafere ulaştırılan, Yüce Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Egemenlik verilmez alınır" diyerek tanımladığı, mazlum uluslara ilham kaynağı olan 23 Nisan 1920'de "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyerek Dünya'da savaş yönetmiş ilk Meclis'in açılışının ilan edildiği günün 101. yıldönümünün adıdır 23 Nisan.

Ulusal egemenliğimiz, bağımsızlığımız, devrimlerimizin korunması için, evlatlarımızın, torunlarımızın, gelecek kuşakların başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere silah ve yol arkadaşlarını tanımalarına, özgür yurttaş olmanın, özgürlüğün kıymetini bilmelerine ihtiyacı var.

"Türk'ün ateşle imtihanı"nı Kurtuluş Savaşı'nda başarıya ulaştırarak ulusun kötü giden talihini tersine çeviren, Türk'ün kaybolmuş kimliğini ve benliğini ona yeniden kazandıran, "Büyük asker, büyük askeri deha, büyük siyasi lider, büyük devlet adamı, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk; 19 Mayıs 1919'la 20 Ekim 1927 arasını kapsayan, 534 sayfadan oluşan, hem yazarının hem hatibinin kendisi olduğu, TBMM kürsüsünden bizzat kendisinin okuduğu, günde altışar saatten okuması altı gün, toplam 36 saat 31 dakika süren, literatüre maraton nutuk diye giren, hem Milli Mücadele'yi resmi olarak kayda geçirmek, hem de hesap vermek duygusuyla yazdığı Nutuk'ta şöyle diyor:

"Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben, milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi, mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.

Temel ilke, Türk Milleti'nin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklalden mahrum bir millet medeni insanlık karşısında uşak olma mevkiinden yüksek bir muameleye layık sayılamaz. Yabancı bir devletin himaye ve desteğini kabul etmek, insanlık özelliklerinden mahrumiyeti, beceriksizlik ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. Türk'ün haysiyet, izzetinefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir. Bundan ötürü, ya bağımsızlık ya ölüm".

Öyle bir anda askerine, "Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum", yeri geldiğinde "Zaruret olmadıkça savaş bir cinayettir", "Yurtta sulh, cihanda sulh" diyerek evrensel mesajlar veren ve öyle bir anda ki, Çanakkale'de Gelibolu Savaşları'nda Avustralya'dan kendileriyle savaşmaya gelen ve burada can veren Anzak akerlerinin annelerine 1934 yılında yazdığı mesajda;

"Bu memleketin topraklarında kanlarını döken kahramanlar, burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır" diyen Yüce Atatürk'e Anzak askerlerinin anneleri de, aşağıdaki anlamlı ve duygusal yanıtı vermişlerdi:

Düşman askerin annesine; "Gelibolu topraklarında yitirdiğimiz evlatlarımızın acısını, alicenap sözleriniz hafifletti. Gözyaşlarımız dindi. Bir ana olarak bana bir güzelim teselli bahşetti.

Yavrularımızın sonsuz uykularında huzur içinde dinlendiklerinden hiç kuşkumuz kalmadı. Majesteleri kabul buyururlarsa bizler de kendilerine Ata demek istiyoruz. Çünkü yavrularımızın mezarları başında söylediğiniz sözler, ancak bir öz babanın sözleri gibi yüce, ilahi. Evlatlarımızı bir baba gibi kucaklayan Büyük Ata'ya tüm analar adına, şükran, sevgi, saygıyla" derdirten Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları, boyunlarındaki Padişah Vahdettin'in idam fermanına aldırmadan vatan topraklarını kurtaran ve bizlere "Vatan toprağı diyerek üzerine ayak basabileceğimiz bir ülke", bu kutsal vatan topraklarını bırakan silah arkadaşları ve kahraman ecdad:


"Savaş, kan ve gözyaşıyla kazanılan egemenliği halka teslim eden Yüce Atatürk, silah ve yol arkadaşları, yüzbinlerce şehit ve gazi, ebedi istirahatgahlarınızda rahat uyuyun. 23 Nisan'ın 101. yıldönümünde sizlere sözümüzdür ki;
"Bu topraklara düşman çizmelerinin ayak basmasına asla izin vermeyeceğimiz gibi, Cumhuriyet'in getirdiği kazanımlardan, yaktığınız laiklik meşalesinden, yarattığınız aydınlanma devrimlerinden ve sosyal hukuk devleti ilkelerinden canımız pahasına da olsa asla ödün vermeyeceğiz"








 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test