Devrimlerinin bekçisiyiz
Reklam
Reklam
Emin Varol

Emin Varol

emnvarol@hotmail.com

Devrimlerinin bekçisiyiz

09 Kasım 2019 - 06:27

Büyük kurtarıcı, büyük devlet ve siyaset adamı,Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü yarın, ebediyete intikalinin 81. yılında şükran ve rahmetle anıyoruz.
Yazımın başında önemli bir anektodu aktarmadan geçemeyeceğim:
Atatürk ve Kuvayı Milliye’ye katılarak vatanın kurtuluşu için yola çıkann silah arkadaşları hakkındaki, Mustafa Sabri’nin yazdığı, Şeyhülislam Dürrizade Abdullah’ın Şeyhülislam olarak onadığı, Damat Ferit’in yayınladığı ve Padişah Vahdettin’in yürürlüğe koyduğu idam fermanına rağmen 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basarak milli direnişin fitilini ateşleyen ve “Mevzubahis olan vatansa gerisi teferruattır” diyerek yanındaki en yakın silah arkadaşlarıyla birlikte, büyük Türk Şairi Nazım Hikmet’in “Kurtuluş Savaşı Destanı”nda evre evre anlattığı “Ulusal Kurtuluş Savaşı”nı tarihe altın harflerle yazdırarak yoktan bir ulus yaratan Yüce Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete intikalinin 81. yılında özlemle anmak (Yarın), O’nu ve yarattığı devrimleri tarif edecek yazı yazmak çok zordur.
Öyle zordur  ki; Yazacağınız yazı, altı çizilerek tarihe not düşülmesini sağlayabilecek nitelikte olmalıdır.
Son Osmanlı Padişahı Vahdettin’in yürürlüğe koyduğu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Kuvayı Milliye’ye katılan vatansever kurtarıcılar hakkında çıkarılan idam fermanında şöyle diyor:
“Kuvayı Milliye adı altında çıkardıkları fitne ve fesatla, anayasaya aykırı olarak halktan zorla para toplamak, asker almak, bunun aksine hareket edenlere işkence ve eziyetler ederek şehirleri yakıp yıkmaya kalkışmak suretiyle iç  güvenliği bozanların tertipçisi oldukları iddiasıyla haklarında dava açılan, Üçüncü Ordu Müfettişliği’nden alınarak askerlik mesleğinden çıkartılmış bulunan Selanikli Mustafa Kemal Efendi, Eski Yirmiyedinci Fırka Kumandanı Miralaylıktan Emekli İstanbullu Kara Vasıf Bey, Eski Yirminci Kolordu Kumandanı Mirliva Salacaklı Fuat Paşa ile Eski Washington Elçisi ve Ankara Milletvekili Midillili Alfred Rüstem,  Sıhhiye Eski Müdürü İstanbullu Doktor Adnan Bey ile Üniversite Batı Edebiyatı Eski Öğretmeni Halide Edip Hanım’ın, ayrıntıları 11 Mayıs 1336 (1920) tarihli ve 20 numaralı karar tutanağında yazılı olduğu üzre, Mülkiye Ceza Kanunu’nun kırkbeşinci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle ellibeşinci maddesinin dördüncü fıkrası ve ellialtıncı maddesi uyarınca, sahip oldukları askeri ve mülki rütbe ve nişanlarla, her türlü resmi ünvanlarının kaldırılmasına ve idamlarına, halen firarda bulunmaları dolayısıyla kanun hükümleri gereğince mallarının haczedilerek, usulüne göre idare ettirilmesine dair İstanbul Bir Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından gıyaben verilen hüküm ve karar, ele geçirildiklerinde tekrar yargılanmak üzere tasdik edilmiştir.
Bu Padişah Buyruğu’nu yürütmeye Harbiye Nazırı görevlidir.”
Atatürk demek özgürlük ve bağımsızlık demek, Atatürk demek işgal donanmasının savaş gemileri İstanbul Boğazı’nda demirliyken onlara bakarak “Geldikleri gibi giderler” diyebilmek demek, Atatürk demek Sevr’i yırtıp atarak “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır, o satıh da bütün vatandır” diyebilmektir, Atatürk demek gerektiğinde askerlerine “Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum”, gerektiğinde de ömrünün büyük kısmı cepheden cepheye dolaşarak savaşmakla geçtiği halde “Eğer zaruret yoksa savaş bir cinayettir” diyebilmektir. Atatürk demek, yanmış yıkılmış bir Anadolu’da, cepheden cepheye dolaşarak savaştan yorgun düşmüş Anadolu insanından zafere ve ulusal kurtuluşa inanmış, kanını-canını ortaya koymak suretiyle zafere ve ulusal bütünlüğe inanmış bir ulus yaratabilmektir.
Atatürk demek, savaş meydanlarında yendiği ve esir aldığı düşman ordusu komutanına kılıcını iade ederek “Siz bizim misafirimizsiniz” diyebilmektir. Atatürk demek, Osmanlı imparatorluğu’nun parçalanma siyasyetini yöneten, destekleyen, 1. Dünya Savaşı süresince Britanya Hükümeti’ni yöneten, Türk Ulusu’na karşı açılmış haksız ve vahşi savaşın baş mimarı, Anadolu topraklarının emperyalistler ve onların uşakları tarafından işgalinin baş ideolojisti, dönemin İngiltere Başbakanı Lloyd Georg’a “Yüzyılar nadir olarak dahi yetiştirir, ne yazık ki bu yüzyılın dahisini çıkarmak (Atatürk’ü kastederek) Türklere nasip oldu ve o da bizim karşımıza dikildi” dedirtebilmektir.
Atatürk demek imkansıza inanmak demek, Atatürk’e inanmak demek mezarın olacağını bile bile siper kazmak demektir.
Yanmış, yıkılmış bir imparatorluktan, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları terhis edilmiş, bütün kaleleri zaptedilmiş bir Anadolu’dan, özgür ve bağımsız bir vatan, özgür bir ulus yaratan, “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir” diyerek yaptığı devrimlerle yolumuzu aydınlatan Yüce Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk; Sana söz veriyor ve ebediyete intikalinin 81. yılında diyoruz ki;
“Eserlerin eserimiz, devrimlerin devrimlerimizdir. Onların yılmaz bekçisi ve koruyucusu olacağız. Aydınlanma devrimleriyle açtığın yolda ilerlememize hiçbir güç engel olamayacaktır.”

YORUMLAR

  • 1 Yorum