Cumhuriyet'e giden yol
Reklam
Reklam
Emin Varol

Emin Varol

emnvarol@hotmail.com

Cumhuriyet'e giden yol

29 Ekim 2019 - 11:39

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “En büyük eserim” dediği Cumhuriyet 96 yaşında. Bugün Cumhuriyet’in 96. yıldönümünü kutluyoruz.
Yazıma, Cumhuriyet’e giden yolda anılarla başlayacağım.
28 Ekim 1923. Mazhar Müfit (Kansu); Erzurum Kongresi’yle Milli Mücadele Hareketi’ne katılmış, Şark İstiklal Mahkemesi Başkanlığı yapmış, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’le olduğu zamanlarda olaylarla ilgili özel notlar tutan, anıları 1966’da Türk Tarih Kurumu tarafından iki cilt olarak basılmış devlet adamı.
“Bir gece evvel beraberdik, Mustafa Necati Bey, Vasıf Çınar (Bey), Mahmut Esat (Bozkurt) Bey ve sair arkadaşları vardı. Mustafa Kemal Paşa gülerek, ‘Ey çocuklar, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz’ dedi ve bana döndü:
‘Erzurum’dan beri ağzından çıkarmadığın Cumhuriyet’in işte zamanı geldi. Yarın, istediğin kadar açıkça Cumhuriyet diye bahsedebilirsin.’ dedi. Tabiidir ki, hepimiz son derece memnun olduk”
Mazhar Müfit Kansu, bir başka anısında ise şöyle anlatıyor Cumhuriyet’e giden yolu:
“Eski Adalet Bakanı ve İzmir Milletvekili Mahmut Esat (Bozkurt) Bey bir gün Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e başvuruyor:
‘Paşam, üniversitede devrim derslerinde okutmak üzere tarafınızdan Cumhuriyet sözlerini ilk önce nerede, ne biçimde ve kimlerin arasında söylediğinizi öğrenmek istiyorum.’
Gazi Mustafa Kemal Atatürk şu karşılığı veriyor kendisine:
“Bunu Mazhar Müfit’ten öğreniniz. O, günü gününe bu olayları not etmiştir.”
“Bunun üzerine Mahmut Esat Bey mir mektupla bana başvurdu, ben de yazıyla kendisine yanıt verdim. Bu mektupları yayınlamakla istediğim açıklamayı yapmış olacağım. Hükümetin şeklinin Cumhuriyet olacağını 20 Temmuz 1919 günü Erzurum’da öğrenmiş bulunduğumu bildirerek, gözlerinden öperim”
Cumhuriyet’in ilanından sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Latife Hanım’la birlikte Karadeniz gezisine çıkmıştır. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan heyet içinde Mustafa Kemal Paşa’nın yaveri olarak yer alan Muzaffer Kılıç olayı şöyle anlatır:
“Bu gezide kendine eşlik edenler arasındaydım. Rize’ye geldik. Yolların düzgünlüğü dikkatini çekmişti. Vali’ye sordu.
‘Yolları nasıl bu hale getirdiniz.’ Vali de anlattı. Bütün civar köylüleri jandarmalara toplatmış ve yol onarımında çalıştırmış. Gazi’nin kaşları çatıldı, oldukça sert bir dille:
“Vali Bey ‘Corvee’ nedir bilir misin? Öyleyse ben size söyleyeyim, angarya demektir. Ve şunu da bilmeniz lazım ki, kanunsuz hiçbir vatandaşı işten alıkoyamaz, onu çalışmaya zorlayamazsınız. Cumhuriyet’te angarya yoktur.”
Cumhuriyet ilan edileli 2 yıl olmuştur. Bir söyleşide Fahrettin Altay Paşa Atatürk’e der ki; “Paşam, Cumhuriyet’i ilan etmeyi çok önceden kafanıza koymuştunuz ama niye 29 Ekim de 30 Ekim değil, niye 28 Ekim değil?”
Bunun üzerine Atatürk der ki;
“Mondros 30 Ekim’dir, Cumhuriyet ise 29 Ekim. 29 Ekim, yurdumuzu işgal edenlere onlardan bir adım önde olduğumuzu, onlardan intikamımızı aldığımızı gösteren tarihtir”
Kadınıyla erkeğiyle omuz omuza savaşarak, yok olan bir tarihi yeniden yazan, Türk Ulusu’nun tarih sahnesinde bin yıllardır tesadüfen bulunmadığını dönemin tüm emperyalist güçlerine, yedi düvele anlatarak, yanmış yıkılmış, nüfusunun büyük kısmını cepheden cepheye savaşlarda yitirmiş, her karış toprağında bir şehidin kanının bulunduğu Anadolu’da Kurtuluş Savaşı Destanı’nı yazan, emperyalist güçler ve onların maşalarını 9 Eylül’de İzmir’de denize döken, kanlarıyla suladıkları bu toprakları bize vatan yapan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları, şehit ve gazilerimiz, rahat uyuyun, emanetiniz Cumhuriyet emin ellerde.
Bugün bize düşen, bu büyük “Kurtuluş Savaşı” sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet korumaktır. Bu görev, Yüce Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Gençliğe Hitabesi’nin birinci cümlesinde anlamını bulmaktadır.
Siyasi ve ekonomik bağımsızlığımızı ve Cumhuriyet’imizi sonsuza kadar koruma ve kollama görevi O’nun bize bıraktığı kutsal bir miras ve emirdir.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum