Pazarlayamazsan var olamazsın!
Reklam
Reklam
Bilge Keykubat

Bilge Keykubat

bilge.keykubat@gmail.com

Pazarlayamazsan var olamazsın!

19 Ekim 2019 - 06:20

Ağızımda sakız yaptığım konulardan biri “Markalaşma, Hikaye Üretme ve Pazarlama”. Ben çok uzun zamandır pek çok platformda bu konu üzerinde duruyorum. Bana da yanlış düşünüyorsun diyorlar. Ülkemiz tarım ve gıda sektörünün pek çok önemli sorunu varken, hatta maliyet gibi bir dev sorun varken niye bu konu diyorlar. Eksik olan, doğru dürüst olmayan, yapılamayan, yapılmak istenmeyen; maliyet, işçilik, eğitim, teknik, tutarlı bir tarım politikası gibi çok önemli konular varken niye bu konuya bu kadar takılıyorsun diyorlar.
Ben bütün bu karşı çıkışlara rağmen “Markalaşma, Hikaye Üretme ve Pazarlama” ya takılıyorum. Pek çok önemli konu olduğunun farkındayım. Ancak o önemli konuları para kazanmadan çözemeyeceğimizi düşünüyorum. Önce ekonomimiz hareketlenmeli ve tabii ki para kazanmalıyız.
Cebimize para girerse pek çok konuyu çözebiliriz. Cebimize de para girmesi için satılabilecek ürünleri bulmalıyız, onları allayıp pullamalıyız ve ürünümüzü satabilmeliyiz. J
O kadar üzülüyor ve kızıyorum ki kendimize! Dünyanın en verimli topraklarındayız, harika bir iklime sahibiz, dillere destan ürünlerimiz var ve biz hala daha hammaddeyi satmaya çalışıyoruz. Allayıp pullayıp hikayeleştirerek pazarlamaya çalışmıyoruz sadece karga tulumba satmaya çalışıyoruz!
Biz ama, ahkam kesmeyi çok severiz. Bunu yanlış üretiyoruz, bunda şu hata var, bu eksik, bu böyle olmasa daha iyi olurdu, bu şöyle olsa daha etkili olurdu, …. Bu güzel cümleler maalesef bizlerin ağızında uzayıp gidiyor.
Hep şikayet et, hep eleştir, hep vıdıvıdılan! Ne çok seviyormuşuz bahane üretmeyi. Ülkemizde herkes maalesef tarım ve gıda konusunda uzman. O kadar iyi biliyoruz ki bu sektörü bütün sorunlarını çarçabuk söyleyiveriyoruz. O uzman maliyet dedi, bu uzman GDO dedi, şu uzman akıllı tarım dedi, bahane çok da ah bir uzman da çıkıp çare üretmiyor.
Çare basit aslında sat. Satabilirsen para kazanırsın ve cebine para girer ve başka şeyleri de başarabilirsin.
Adamlar yapıyor. Ukrayna Kiev’den bir iki örnek vereyim: 250 cc zeytinyağını bir İtalyan markası 25 Euro (yaklaşık 160 TL ) bir Yunan markasını da 389 Grivna (yaklaşık 95 TL) den marketlerde satıyorlar. Bu yağlar satın alınıyor da!


Şişeleri ile, hikayeleri ile, bağlantıları ile satış politikaları ile fark yaratıp dünya pazarına da açılıp harika satışlar yapıyorlar. Biz ne yapıyoruz. Yol kenarlarında, plastik içecek şişelerinde, güneşin altında, markasız, ne olduğu belli olmayan yağları satmaya çalışıyoruz.
Dünya çapında kaliteli ürünlerimizi, iyi hikaye, iyi ambalaj, iyi bağlantılar, iyi ilişkiler ile en üst rakamdan rahatlıkla ürünlerimizi satabiliriz.
Bence artık ağlamayı, bahaneler üretmeyi, eleştirmeyi bırakıp yaptıklarımıza bakma zamanı.

 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum