Av. Nazlı Gaye Alpaslan

Av. Nazlı Gaye Alpaslan

[email protected]

Vergi borcu tebliğinde hata düzeltme talebi

03 Haziran 2021 - 03:40


I-Giriş ve genel bilgiler
        
Teminatsız kamu alacaklarında zorla tahsilatın başlaması öncelikle  ödeme emrinin mükellefe  veya kanuni temsilcisine usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ile  başlayabilecektir.  Amme  alacaklarında  zorla tahsilat yapılabilmesi için öncelikle amme borcunun vadesinde ödenmemiş olması yani  vadesinde ödenmeyen  amme borcunun  kamusal bir güç ile zorla borçlusu mükelleften  tahsil edilebilmesi anlamına gelmektedir.  Vadesi geldiği halde ödenmeyen kamu alacakları, 6183 sayılı kanunun  101.  maddesine göre cebren tahsil yolu ile tahsil olunmaya çalışılacaktır.  Vadesi dolduğu halde ödenmeyen  amme borcu  için  borçlular üzerine  yürütülecek  takip işlemleri cebri tahsilatta  borcun teminatlı olup olmadığı önem taşımaktadır.  Borcun teminatlı olması halinde  herhangi bir problem yok gibi gözükebilir. Ancak,  teminatsız  bir kamu alacağının tahsili için alacaklı idare tarafından önceden  bir ödeme emri tebliği  zorunludur.  Aynı durum teminatlı kamu alacaklarında da ödeme emri tebliğ edilmeden herhangi bir işleme başlanılamaz. Bu anlamda ödeme emri  yapılacak  her türlü işlemlerde asli koşul olarak karşımıza çıkacaktır. Ödeme emri tebliğ edilmediği takdirde hiçbir işleme  başlanılamaz.   
            
II-Ödeme emrine karşı vergi mahkemesine iptal davası 15 gün içerisinde açılmalıdır 

Her idari işlemde olduğu gibi vergi dairesinden  mükelleflere tebliğ edilen  ödeme emirlerine karşı mutlak surette dava açılmalı mıdır? Dava açılmadığı takdirde ödeme emri kesinleşecek midir? Bütün bu soruların yanıtları aşağıda verilmeye çalışılacaktır.  Vergi dairesinden gelen bütün ödeme emirleri her zaman bizzat vergi mükellefine  tebliğ edilmeli midir? Bazen ikincil amme borçlusu dediğimiz kişilere karşı da  ödeme emri tebliğ edilebilir. Veya “potansiyel amme borçluları” diye adlandırdığımız kişiler  adına ödeme emri tebliğ edildiği takdirde neler yapılmalıdır? 
Başlangıçtaki soruyu şöyle de yanıtlayabiliriz: vergi dairesi tarafından bir mükellefe sehven ödeme emri tebliğ edildiği takdirde, bu ödeme emrine karşı vergi mahkemesinde iptal davası açılmadan  doğrudan vergi dairesine gidilerek  düzeltme veya itiraz talep edilebilecek midir?  Vergi dairesi tarafından yollanan ödeme emri aslında  bir idari işlem ve tebligattır.  Şayet, idare bu idari işleminden  veya tebligatından dolayı  bu tasarrufunu resen  iptal etmiş ise mesele yoktur.  Bu noktada artık  ödeme emrine karşı vergi mahkemesinde 15 gün içerisinde  iptal davası açılmasına lüzum bulunmamaktadır.  Ancak,  idare yapmış olduğu bu işlemde ısrar eder ve ödeme emrinin doğru tebliğ edildiğini  iddia ederse mutlak surette iptal davası açılmalıdır.  

III- Ödeme emrine karşı açılan davayı kaybeden mükellef %10 haksız çıkma zammı öder 

Uygulamada zaman zaman ödeme emirlerine karşı vergi dairesine itiraz dilekçesi  verilerek idareden  bu ödeme emirlerinin hatalı, haksız veya yanlış muhataba tebliğ edildiği gerekçesi ile iptal edilmesi veya düzeltilmesi istenilmektedir.  Oysaki  bu istem aslında doğru bir yaklaşım değildir. Peki neler yapılmalıdır? Aslında, usul ekonomisinin bir gereği olarak  vergi dairesinden yollanan her ödeme emrine karşı ayrı ayrı dava açılması doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü, dava açmanın bir ekonomik boyutu vardır. Ayrıca, ödeme emrine karşı bir dava açılması durumunda  haksız çıkan  mükellefin  %10 haksız çıkma zammının da bulunduğu ayrıca göz önünde bulundurulmalıdır. 
Kendisine ödeme emri tebliğ edilen kişi veya kişiler 213 sayılı VUK’nun 116 – 124. madde hükümlerine göre  düzeltme talebinde bulunmaları pek mümkün görülmemektedir.  Düzeltme talebi konusu  ancak  vergi ve ceza ihbarnamelerine karşı talep edilecek bir yoldur.  Bu yolun da belirli koşulları bulunmaktadır. Örneğin,  vergi ve ceza ihbarnamelerinde hatanın bulunması, maddi hatalar, hesap hataları, vergilendirme hataları ve  diğer hataların  olması hali. 
Asıl konumuzla ilgili olarak başa döndüğümüzde kendisine ödeme emri tebliğ edilen kişiler vergi dairesine başvurup, bu ödeme emrinin düzeltilmesini veya iptal edilmesini talep etmek yerine  bu konuda  vergi mahkemesine dava açma yolunu  denemelidirler.  Aksi halde ödeme emri kesinleşir, ileriki aşamalarda da icrai işlemler, haciz varakaları, mal hacizleri gibi sürprizlerle karşılaşılacaktır.  Vergi dairesine verilen dilekçe ödeme emrine bir itiraz niteliğini taşımayıp, esasında düzeltme talebi de değildir.  Ödeme emrine karşı ayrı ayrı dava açılmasında yarar bulunmaktadır.  Yılı, dönemi ve türü aynı olan  ödeme emirleri için tek dava dilekçesi ile vergi mahkemesinde iptal davası açılması mümkündür. Aynı kural vergi ve ceza ihbarnameleri için de söz konusudur.   Usul ekonomisinin bir gereği olarak  yılı, dönemi aynı olan  işlemler için  tek dava dilekçesi ile  yani aynı dilekçe ile dava açılması gereklidir. Aralarında sebep-sonuç ilişkisi bulunan davalar da maddesel ve hukuksal açıdan  bağlılık  olduğu takdirde sebep-sonuç ilişkisi de kendiliğinden ortaya çıkacaktır.   İlave olarak salınan  vergiye  uygulanan cezanın geçerliliği, idari işleme vergi aslı  bakımından yargı merciine  onay verilmesi şartına bağlıdır.  Vergi aslı terkin edildiğinde  cezası da kendiliğinden  geçersiz hale gelecektir. Bu açıdan, vergi ve cezasına karşı mutlaka tek dilekçe ile dava açılmalıdır.  Aksi takdirde, bağlantı kararı da alınmadığında, vergi aslı terkin edilmesine rağmen, bunun sonucu  olan cezaya karşı  açılmış davanın  idare lehine sonuçlanması gibi çelişkili durumlarla karşılaşılabilir.  Vergi   ve cezasında olduğu gibi, aralarında benzer  veya daha değişik  şekilde sebep-sonuç ilişkisi bulunan işlemlere karşı da tek dilekçe ile dava açılabilir. 

IV- Sonuç ve özet

 Yüksek mahkeme Danıştay tarafından  verilen bir kararda, “ödeme emrinin tebliği üzerine  vergi dairesine başvurmasının  ödeme emrine karşı dava açılabilmesi için geçerli ve 15  gün olan  dava açma süresini etkilemeyeceğine” karar vermiştir. Yine vergi mahkemesinde  dava açılabileceğinin  ödeme emrinde yazılı olduğundan; dava açma süresi geçtikten sonra ödeme emrinin iptali istenerek açılan davanın,  vergi idaresine yapılan başvurunun  zımnen reddine ilişkin  işleme karşı  açılmış bir dava olarak incelenemeyeceğine karar verilmiştir. Bu itibarla  ödeme emrine karşı mutlak surette dava açılması gereklidir.  Aksi halde, vergi dairesine dilekçe verilmesi, ödeme emrinin iptalinin istenilmesi veya düzeltme talep edilmesi dava açma süresini etkilemeyecektir.   Bu görüşün aksini savunan görüşler de bulunmaktadır.  Burada  kendisine  ödeme emri tebliğ edilen kişilerin  ödeme emri kapsamında  213 sayılı  VUK’a göre hata bulunması durumunda  bu konuda düzeltme talebinde bulunabilecekleri ve ödeme emrine karşı 15 gün içerisinde VUK 116. md hükmüne göre hata-düzeltme  talebinde bulunabilecekleri ileri sürülmektedir. Bu düşünceyi ileri sürenlere göre, VUK 117. mad. hükmü uyarınca  hesap hatalarının mevcut olması durumunda  hata-düzeltme talebinde bulunabilecekleri  iddia edilmektedir. 
Nitekim, Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunun vermiş olduğu E:2009/1,K:2009/452 sayılı kararları gereğince de 213 sayılı Vergi Usul Kanununa tabi alacaklar açısından ödeme emrine karşı hata düzeltme talebi yapılamamaktadır. Buna göre de Yüksek Mahkeme Danıştay tarafından verilen ve müstakar hale gelen kararlar uyarınca 213 sayılı VUK’ un 122 ve 124. Mad. yer alan “Düzeltme” ve “Şikayet” müesseselerini de 6183 sayılı Kanun uyarınca tebliğ edilen ödeme emirlerini kapsamamaktadır. Aksi bir görüş benimsenseydi dahi, ödeme emri muhatabının , örneğin, hisselerini devretmesi sebebiyle borçtan sorumlu olmadığı veya tebligatın usulüne uygun olmadığı gibi iddiaların düzeltme ve şikayet müessesesinin konusu olmayıp, ancak dava konusu yapılabilecek niteliktedir. Zira bir vergilendirmenin düzeltme ve şikayet yoluyla yargı önüne getirilebilmesi için ileri sürülen hususun yasada hukuki yoruma yer vermeyecek şekilde açık olarak belirlenmesi gerekmektedir. 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test