Reklam
Reklam
Reklam
Av. Nazlı Gaye Alpaslan

Av. Nazlı Gaye Alpaslan

m.alpaslan@windowslive.com

'Beklenmeyen haller' Mücbir sebep sayılır mı?

29 Ağustos 2020 - 08:00

Gerek Vergi Usul Hukukunda ve gerekse, 6183 sayılı AATUHK’nun uygulamasında mücbir sebepler sürelerin kullanımında önemli bir yer tutmaktadır.  Günümüzde teknolojinin ilerlemesi  ile beraber vergi yasalarında başta usul kanunu olmak üzere diğer yan  yasalarda mücbir sebepler gibi “beklenmeyen haller”  önemli bir yer tutar hale gelmiştir.
 
Bilindiği gibi, 213 sayılı VUK’nun yeniden yazımı aşamasında  özellikleVUK’nun 13. maddesinde düzenlenen  mücbir sebepler başlığına ayrıca  beklenmeyen  haller başlığı mücbir sebeplerden gelmek  üzere eklenmesi zorunlu hale gelmiştir.
 
Bilindiği gibi,  mücbir sebepler 213 sayılı VUK’nun 13. maddesinde düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre, vergi ödevlerinden herhangi birinin yerine getirilmesine engel  olabilecek  derecede  ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk, yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler, kişinin iradesi  dışında ortaya çıkan mecburi  gaybubetler,  sahibinin iradesi  dışındaki nedenlerden dolayısıyla  defter ve belgelerinin elinden  çıkmış bulunması gibi haller mücbir sebep  olarak yasada tanımlanmıştır.
 
Diğer yandan, “beklenmeyen haller” ise, zarara neden  olan tesadüfi olaylar olarak ifade edilebilir.  Umulmayan hal ise, mükellefin iradesinden  bağımsız ve  sezilemeyen olaylar olarak karşımıza çıkmaktadır.  Modern doktrin ve içtihatlarda, mücbir sebep ve umulmayan hal (beklenmeyen haller) kavramlarının  mahiyetleri uzun uzun tartışılmaktadır.  Bir kısım  doktrin ve içtihatlara göre bu iki terim bir ve aynı  kavramları anlatmaktadırlar.  Her ikisinin hukuki yönden mahiyetleri birdir. Bir kısım doktrin ve içtihatlar ise bu iki ayrı kavramı anlattıklarını, hukuken  aralarında fark olduğunu ileri sürmektedirler.   Türk hukukunda gerek yasalarımız ve gerekse  Yargıtay  içtihatlarında bu iki kavram aynı anlamda kullanılmıştır.  Özellikle eski Ticaret Kanunu 724-930 vs maddelerinde mücbir neden veya  fevkalade hal kavramları  anlamdaş olarak kullanılmıştır.   Yargıtay da içtihatlarında  bu  tabirleri  aynı  manada  bazen  yan yana, bazen ayrı ayrı  kullanmaktadır.  Her  iki kavramın da hukuken hükümleri de aynıdır. 
 
Vergi hukuku bağlamında mücbir sebepler başlıca üç özellikte ortaya çıkabilirler.

  1. Mücbir sebebin yenilmezliği,
  2. Mücbir sebebin önceden sezilemezliği,
  3. Mücbir sebebin kusurdan doğmamış olması
Beklenmeyen haller ise, büyük bilgin, H.Capitant’a göre bir kusur mevcut olmaksızın tesadüfe bağlı olarak ortaya çıkan olaylardır.  Mücbir sebep veya umulmaz  halin ortaya çıkışında insan iradesinin ya hiçbir rolü yoktur veya çok sınırlı  bir etkisi  olabilir.
 
Sözü geçen olaylar ya doğal hadiseleri veya insan filleri şeklinde ortaya çıkarlar. Şu halde mücbir sebepler veya umulmaz hallere mevzu olan olayların bir kısmı tabii olarak  husule gelen kaza mahiyetindeki olaylardır. Diğer bir kısım ise, insan fiillerinden ibarettir. Başka tabirle tabii veya harici hadiseler bir taraftan, insan iradesinin fiili diğer taraftan bahse mevzu olmaktadır.
 
Son yıllarda teknolojik gelişmelerin ilerlemesi ile beraber  mükellefler vergi  ödevlerinin   yerine getirilmesinde  çeşitli problemlerle karşılaşmaktadırlar. Bu problemlerin başında örneğin, bilgisayar iletim ağlarındaki yoğunluk nedeniyle vergi beyannamelerinin elektronik ortamda Maliye Bakanlığı VEDOP veya VEDOS sistemine yollanamayışı, vergi ödeme günlerinin son günlerinde bankalarda yaşanan tıkanıklıklar örnek gösterilebilir. Vergi mükellefinin muhasebecisinin değişmesi  sonucunda eski ve yeni muhasebeci arasında şifre, parola vs. transferleri, mükellefin muhasebecisinin vefatı  nedeniyle beyanname yollama işlemleri gecikebilir veya yollanmamış olabilir. Benzeri bir başka örnek ise, vergi ödeme günlerinde bankaların elektronik ağlarındaki yoğunluk nedeniyle ödemelerin yapılamayışı örnek olarak ileri  sürülebilir. Bunun dışında beklenmeyen haller olarak bürokratik işleyiş de ortaya çıkan  olumsuz gelişmeler nedeniyle vergisel  ödevler  yerine getirilmemiş olabilir.
 
Öte yandan, iki ortaklı bir limited şirkette, ortaklar arasında çıkan ihtilaf  dolayısıyla imza yetkisine sahip ortağın  yurtdışına gitmesi nedeniyle ya da  iki ortağın bir araya gelmemesi nedeniyle şirketin imza yetkileri  kullanılmaz hale gelebilir.
 
Yukarıdaki teknolojik ve bürokratik engeller dolayısıyla beklenmeyen hallerin hasıl olması nedeniyle vergi ödevlerinin herhangi birisinin yerine getirilmesi engellenmiş olabilir.    

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
test