İbadet ve oruç
Ahmet İnan

Ahmet İnan

ahmetinan-1953@hotmail.com

İbadet ve oruç

10 Mayıs 2019 - 06:10

İbadet, Allah`ın emirlerini yapıp, yasaklarından kaçmak, Onun rızasına uygun hareket etmek demektir. Niçin ibadet ettiğimize gelince:
Herşeyden önce, yaratılış gayemiz olduğu için ibadet ederiz. Çünkü Allah, biz insanları kendisini tanıyıp, bilipiman etmemiz ve ibadette bulunmamız için yaratmıştır. Bu hususta Allah(cc)şöyle buyuruyor.
 "Ben insanları ve cinleri ancak beni tanıyıp ibadet etsinler diye yarattım." (Zâriyât, 56).Birmi`min olarak, ayet-i kerimenin ifade ettiği yaratılış gayemize uygun şekilde hareket eder, Yarananımıza karşı ibadet ve kulluk vazifemizi yerine getirmeye çalışırız.
 Ayrıca bize pek çok nimetler verdiği için de, o nimetlere bir teşekkür olarak Allah`a ibadette bulunuruz. Küçük bir hediyesini aldığımız birine, tekrar tekrar teşekkür ederken, sayılamayacak kadar çok nimetlerine, hediye ve ikramlarına mazhar olduğumuz Allah’a karşı ibadetle teşekkürde bulunmazsak, ne derece nankörlük etmiş olacağımız açıktır. Böyle bir nankörlüğe düşmemek için, ibadet vazifemizi noksansız yapmaya gayret gösteririz. Allah bizi yoktan var etmiş, binlerce duygu ve cihazlarla donatmış, o duygu ve cihazlarımızın ihtiyacı olan her şey`i yaratmış, hayatla birlikte insaniyet, iman ve hidayet nimetlerini de vermiştir. Kur`ân-ı Kerim`de Allah`ın nimetlerinin sonsuz olduğu ve saymakla bitmeyeceği şu şekilde belirtilmektedir: "Allah`ın nimet(ler)ini saymaya kalksanız (değil tek tek saymak) topyekün bile sayamazsınız." (en-Nahl, 18). Bu kadar sonsuz nimetler karşısında bizlere düşen vazife: Bizlere sayısız nimetleri bahşeden Cenabı-ı Hakkı`ı tanımak ve sevmek, ibadetle tanıyıp sevdiğimizi göstermek, verdiği nimetlerinden dolayı daima şükür ve minnet duyguları içinde bulunmaktır.
 Yapmış olduğumuz ibadet ve şükürler, aslında bu dünyada bizlere verilmiş olan nimetlerin tam karşılığı olmaktan çok uzaktır. Hâlbuki Allah, iman edip ibadet yaptığımız takdirde, bizler için ayrıca ahrette daha büyük nimetler hazırlamış, Cennette ebedî saadetler vaat etmiştir. Bu durumda Allah`ın ahrette vermeyi vaat ettiği bu ni`metler, tamamen onun hususî lütuf ve ihsanı, fazlı ve ikramı olmaktadır. Yoksa bizim yaptığımız ibadet ve şükürlerin karşılığı, ücreti değildir. Bu hususu Peygamber Efendimiz şu şekilde ifade buyurmuşlardır: "Sizden hiçbir kimseyi, kendi ameli (ibâdeti) Cennete girdiremez. Beni de, amelim Cennete koyamaz. Bu, ancak Allah tarafından bir RAHMET ile olacaktır..."
İbadet Deyince Akla Namaz, Oruç Gibi Emirler Gelmektedir. İbadet, Sadece Bunlardan mı İbarettir? Hayır, ibadet sadece dinin namaz, oruç gibi emirlerinden ibaret değildir. Allah`ın rızasına uygun düşen her şey, her hareket, her söz, her fiil, her düşünce ve niyet ibadetkabul edilmektedir. Allah`ın emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmak da ibadettir
İşte bu ibadetlerden biri ORUÇ ibadetidir.
Oruc hakkında Allah (cc)Hazretleri şöyle buyuruyor:"Ey iman edenler, Oruç,sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç size de tüm kötülüklerden korunasınız diye farz kılındı.." (Bakara Suresi, 183)
            Oruç ibadeti İslam”ın beş temel şartından birisidir ve mükâfatı çok fazladır. Peygamberimiz (sav) de bu ibadetin fazileti üzerinde çok fazla durmuş ve tüm detaylarıyla bu ibadetin inceliklerini ümmetine anlatmıştır.
Resulullah Efendimiz (sav), iftarda acele eder ve yakınlarının da acele etmelerini teşvik ederdi. Sahura mutlaka kalkardı. İftarını hurma bulamazsa su ile açardı.
            Oruç ile ilgili hadislerinde Peygamber Efendimiz (sav) buyuruyor ki:"Adem oğlunun her ameli katlanır. Bir iyilik yedi yüz misline kadar katlanabilir. Yalnız oruç müstesna. Çünkü onun mükâfatını Allah verecektir. Oruçlu iken iki ferah vardır. Birincisi iftar zamanının sevinci, diğeri Rabbine ulaştığı zamanki sevinçtir" (Müslim)
Orucun diğer ibadetlerden en büyük farkı gösteriş için yapma ihtimalinin olmayışıdır. Bu yüzden mümini riyaya sürükleme gibi bir tehlikesi yoktur.
 Resulullah (sav) şöyle buyuruyor:
"Kim mazeretsiz olarak Ramazan’da bir gün oruç yerse, ebediyen oruç tutsa da onu kaza etmiş olmaz." (Tirmizi)
"Ramazan ayı girdiğinde göklerin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapatılır ve şeytanlar zincire vurulur. Orucu bırakma, çünkü onun dengi yoktur." (Müslim)
"Cennette bir kapı vardır ki buna adı rey yandır. Kıyamet gününde bu kapıdan ancakoruç tutanlargirecektir. Oruç tutanlar bu kapıdan girdikten sonra kapı kapanacak ve başka kimse bu kapıdan giremeyecektir." (Müslim)
Oruç bir kalkandır. Oruçlu kötü söz söylemesin. Oruçlu iken kendisi ile dalaşmak isteyene iki defa ben oruçluyum desin. Cenab-ı Hak’ka yemin ederim ki oruçlunun açlık kokusu, Allah indinde misk kokusundan daha temizdir.
Allah (cc)buyurmuştur ki:"Oruçlu kimse benim rızam için yemesini, içmesini ve cinsi münasebetlerini bırakmıştır. Oruç doğrudan doğruya benim için yapılan (riya karışmayan) bir ibadettir. Onun mükâfatını ancak ve ancak ben veririm." (Buhari)
Resulullah Efendimiz (sav) akşam namazını kılmadan önce iftar ederdi. Hurma veya su ile orucunu açardı. Orucunu açarken "Allah’ım! Senin rızan için oruç tuttum, sanainandım, sanagüvendim, sana tevekkül ettim, senin vermiş olduğun rızıkla orucumuaçtım. Şükürler olsun verdiğin nimetlere sağlık ve afiyete.Beni anamı,babamı ve tüm mü’mileri bağışla,Oruçlarımızı kabul et. Şüphesiz sen herşeyi işitir ve bilirsin"diye dua ederdi.(Ebu Davud)
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum