Hz. İsmail'in kurban ediliş hikayesi -1
Reklam
Reklam
Ahmet İnan

Ahmet İnan

ahmetinan-1953@hotmail.com

 Hz. İsmail'in kurban ediliş hikayesi -1

26 Temmuz 2019 - 06:14

Süre-i Kevser de şöyle buyrulmaktadır!
Fe salli lirabbike venhar. Yani “Sen de Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” ( Elmalılı Hamdi Yazır).
Kısacası Rabbinin Kevser nimetine ve sana verilenlere şükretmek adına kurbanını kes, diyordu ayeti kerimede.
Kurban olayı bilindiği üzere Nemrud’un ateşinden kurtulmuş olan Hz. İbrahim’in Allah tarafından sınanması sonucu gerçekleşen bir olaydır. Hz. İbrahim yıllar boyunca çocuk isteyip bir türlü çocuk sahip olamamış ve yine bir gün ellerini açarak;
              Ey Rabbim bana Salihlerden olacak bir evlat ihsan eyle’ diye dua ediyordu. İşte o sırada aşağıdaki ayeti celilede ifade edildiği gibi melekler gelerek evlat müjdesini verdi.
Meali: Onlara İbrahim (A.S.) misafirlerinden bahis et. O vakit ki yanına girdilerde selam dediler, selam verdilerde İbrahim (A.s.) biz sizden cidden korkuyoruz dedi de onlar ‘korkma’ dediler. Biz sana alim bir oğul müjdeliyoruz dediler. İbrahim (A.s.) ‘benimi bir evlat ile müjdeliyorsunuz ?’ bana ihtiyarlık gelip çatmışken, artık beni ne suretle müjdeliyorsunuz dedi. Melekler seni hak ile müjdeledik. Onun için ümidini kesenlerden olma. İbrahim (as);Rabbinin Rahmetinden sapıklığa düşenlerden başka kim ümidini keser, dedi.”(Sure-i Hicir Ayet 51-56)
              Onca yılın ardından Hz. İbrahim’in duaları kabul olunmuş ve Hz. İsmail adını verdiği bir oğlu gelmişti dünyaya. Ne var ki aradan geçen onca yıl sonrasında kendisine gelen meleklerle konuştuğu gün vermiş olduğu sözü unutmuştu. Hz. İsmail en sevimli olduğu bir çağa gelmişti. Hac erkânını tamamlayıp ayrıldıktan sonra terviye günü yani arafe gününden bir gün önce bir rüya gördü. Hz. İbrahim, gördüğü rüya üzerinde düşündü, düşündü verdiği sözü hatırlamaya çalıştı.
           “Nezrini yerine getir, Ya İbrahim!” nidasıyla, kalktı. Bu rüya acaba Allah ’tan mıydı? Nezri neydi, onu uzun uzun düşündü.
İşte bu tereddüdünden dolayı bu güne "terviye" günü denildi.
Ertesi gece, aynı rüyayı, yeniden gördü. Artık Hz. İbrahim anladı ve bildi ki, bu rüyâ
Hz. Allah ’tandır. Bildiği için bu güne “Arefe” ismi verildi.
Fakat nezri neydi, onu hatırlayamadı. Bayram akşamı da aynı rüyayı görünce, nezrini hatırladı. Oğlunu kurban ettiğinin tatbikatını gördü ve bu güne de "kurban" günü dendi.
(Şir’atül İslam S 219)
             Tüm bunların ardından artık sözünü yerine getirmesi gerektiği düşüncesiyle bayram sabahı eşine oğlunu hazırlamasını söyler. Annesi İsmail’i bir güzel giydirip eline, başına kına yakarak süsledikten sonra baba oğul birlikte Mina istikametine doğru yola çıkarlar. Nereye gittiklerini ne Hz. İsmail ne de anne biliyordur.
Şeytan bu duruma şaşırmış vaziyette Hz. İbrahim’in önüne çıkarak şöyle der;
-Yâ İbrâhîm! Böyle bir evlâdı nasıl kesersin? Hiç baba evlâdını kesebilir mi?
Şeytanın söylediklerine kulak bile vermeyen Hz. İbrahim hiç tereddüt etmeden, yerden aldığı taşı şeytana atarak yoluna devam eder.
Hz.İbahim’den bir sonuç alamayacağını anlayan Şeytan bu sefer de İsmail’in annesine gider ve onu kandırmaya çalışır. Ne var ki verdiği cevap şeytanı kahreder…
-“Eğer Allah’tan böyle bir emir gelmişse, ben de bir anne olarak, bu emre teslim olup, boynumu büküyorum.”Çünkü o bir peygamberdir, peygamber yanlış yapmaz.”
Şeytan yine durmaz bu sefer de Hz. İsmail’in yanına gelerek ona şöyle der;
- “Baban seni nereye götürüyor, biliyor musun? Kesmeye götürüyor, kesmeye.” diyerek onu korkutmağa çalışır.
-Hz. İsmâil de, annesinden geri kalmayarak şöyle der; "O benim babamdır. O bir Peygamberdir. Eğer bu emri Allah’tan almışsa, emri muhakkak yerine getirmesi lâzımdır." 

YORUMLAR

  • 0 Yorum