Reklam
Reklam
Reklam

"Türkiye'ye 'servet vergisi' gelebilir"

Tüm dünyada etkili olan Kovid 19 pandemisinin, Türkiye ve dünya ekonomisinde yarattığı tahribatı ve çıkış yollarını ‘Pandemi Ekonomisi’ isimli kitabında anlatan Prof. Dr. İbrahim Attila Acar, bir süredir Türkiye’ye servet vergisinin getirilmesinin konuşulduğunu ve bunun yakın zamanda gerçekleşebileceğini söyledi

"Türkiye'ye 'servet vergisi' gelebilir"
24 Şubat 2021 - 07:30
Reklam

SERCAN ÖZİPEKÇİ (ÖZEL HABER)

2019 yılının sonlarına doğru Çin’de başlayarak tüm dünyayı etkisine altına alan Kovid 19 pandemisi, ülkelerin ekonomilerinde ciddi tahribatlar yarattı. 100 yıl öncesinde görülen ve 18 ayda 50 milyon kişinin canına mal olan İspanyol Gribi’nden sonra belkide dünyadaki en büyük salgın olan Kovid 19 pandemisiyle birlikte dünya genelinde birçok sektörde üretimde ciddi düşüşler yaşanırken, gelir kalemleri azalan ülkeler, başlarına gelen bu olağanüstü kriz döneminden çıkmanın yollarını aramaya başladı. Katip Çelebi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Attila Acar ve akademisyen arkadaşları ise, başta Türkiye olmak üzere tüm dünyaya ekonomik külfet getiren bu süreci ve bu süreçten çıkmanın yollarını tüm detaylarıyla ‘Pandemi Ekonomisi’ isimli kitapta paylaştı. Prof. Dr. Acar, yakın dönemde dünyadaki örneklerinde olduğu gibi Türkiye’ye de, servet vergisinin gelebileceğini söyledi.

Pandeminin röntgeni çekildi

Prof. Dr. Acar, kitabın oluşma sürecini şöyle anlattı: “Öncelikle Çin’deki o gelişmelerin yaşanması ve Çinlilerin hastalığı yaymaları sonucunda bütün dünya, Avrupa üzerinden bir teyakkuza geçmeye başladı. Bize gelmez dediğimiz şey mart ayında bize de gelince, 12 Mart 2020 itibariyle kapanma sürecine girdik. Biz de bundan 1 ay kadar sonra arkadaşlarla bir araya geldik ve bunu bir kitap haline getirelim dedik. Bu dönem nasıl oluştu, nedir? Etkisi nasıl oluşur? Kimler nasıl etkilenir? konularını tartıştık. Birçok yorumcu farklı yorum yapıyor. Kötümser yorumlar olduğu gibi sürecin çok farklı dönüşüm oluşturacağına dair iddialar da var. Bu kapsamda biz de bunları dinlerken, başta dedik ki devlet bundan nasıl etkilenir? Çünkü devlet bir sektörü kapattığı zaman, parasını ben ödeyeceğim, sen dükkanı kapat diyor. Devlet sistemi kapattık, her şeyi ben ödeyeceğim dediğinde bu sistemin yine onlar tarafından devam etmesi lazım. Yani işletmelerin yükümlülüğü var, borcu var, mal almış borçları var, taksitleri var, kredi borçları var, işçi çalıştırıyor vesaire. Parası olmayanlar için ciddi bir sorun bu. Türkiye’de devlet bunu kendi alacaklarından vazgeçerek çözmeye çalıştı. Vergi almayarak, sigorta primlerini öteleyerek… Ama yetmiyor. Çünkü işletmelerin ayrıca finansman, para ihtiyaçları da var. Bunun için de Türkiye’de gösterilen yöntem, ucuz kredi sistemlerinin teşvik edilmesi oldu. Bankalar düşük faizli kredi vermesi konusunda yönlendirildi. Bunların finansman ihtiyaçlarını buradan karşılayabileceği, hatta 2-3 ay sonra her şeyin normale döneceği düşünülüyordu ancak öyle değilmiş. Yani geçen sene nisan ayında biz bu olayları tartışırken, yaz gelince bu iş biter dedikleri şey birden bire, daha gelişerek, patlayarak, büyüyerek devam etti” dedi.

“Türkiye, vergisini bile toplayamıyor”

Öncelikle devlet bu finansmanı nasıl sağlar? Devlet bu kaybettiği gelirleri karşılayabilir mi? Noktalarından hareket ettiklerini söyleyen Prof. Dr. Acar, “Bundan sonra dünya bundan nasıl etkileniyor, başka ülkeler bu işin finansmanını nasıl sağlıyor? sorularını sorduk. Mesela Almanya Devlet Başkanı Merkel çıktı o zamanki konuşmasında, işletmeler kriz öncesi durumlarını krizden sonra da devam ettirecek şekilde devlet tarafından desteklenecektir dedi. Yani işletmeler kapansa bile bütün yükümlülükleri devletin üstlendiğini söyledi. Fransa yine aynı şekilde açıklama yaptı. Bütün ülkeler birbiri sıra kaynak paketlerini açıkladı. ABD, IMF, Dünya Bankası ayrıca destek paketleri açıkladı. Bunun uluslar arası noktası da var. Bu sadece Türkiye’deki bir iş değil, uluslar arası boyutu da var. Bunu incelerken karşımıza Türkiye’nin eski bir sorunu olan mülteci sorunu ortaya çıktı. Türkiye’de 5 milyon insan var, bunlar kayıtsız, bunlar her yerde dolanıyor. Yasak diyorsun ama mülteci bu yurdu yok, kampta duramıyor. Onların ilaca ulaşması, hastalık olduğunda kamplara bulaşması da ciddi bir sorun. Bu boyutunu da inceledik. Yani kimliksiz insanları. Bitcoin, teknoloji, tekno para, akıllı kart sistemi, blockchain sistemi, robotik sistemler, işçisiz üretim, teknolojik altyapılar yönüyle de inceleyelim dedik. Biz kitabı bu şekilde üç bölümde planlamış olduk. COVID-19 pandemisinin ülkeler aşan, sınır ötesi boyutu. Bu dönemin maliye politikaları, ve devletin gelir kaybına rağmen artan kamu harcamaları. Devlet öyle bir noktaya gelmiş ki şu an. 100 lira vergi hesaplamış ama 2 lira toplayabilmiş. Devlet vergi de toplayamıyor ama harcamalar sürekli devam ediyor. İnsanlar harcama yapmaya da devam ediyor. Bizim ciddi güvenlik sorunumuz var mesela. Gara Operasyonu gibi operasyonlara devlet para harcamaya da devam ediyor. Devlet param yok deyip beklemiyor. Bu şartlarda devletin vergi gelirleri acaba bundan nasıl etkilenir? Vergi hasılatı düşer mi? Pandeminin birinci yılını doldurmak üzereyiz. Bundan sonra süreç nasıl ilerler? Biz bütün bunların tartışmasını bu kitapta yaptık, yaşadığımız süreçle ilgili çok geniş kapsamlı bir kitap hazırladık” diye konuştu.

“Para basmalar, borcu artırdı”

Ülkelerin 10 senedir bir kriz dönemini atlatmaya çalıştığına dikkat çeken Prof. Dr. Acar, “Bu kriz döneminde de ülkeler çok aşırı şekilde borçlandı. Geliri kadar, borcu var ülkelerin şu anda. Borcu olması demek, harcamaya parası yok demektir. Ülkeler borç artınca, özelleştirme dediğimiz şeyler yapmaya başladılar. 2008 krizi daha ülkeleri rahatlatmadan, krizden çıkamadan, birden bire 2019 sonu itibariyle pandemiyle beraber yeni yükümlülükler geldi devletlerin üzerine. Devletlerin kasada parası olmayınca yeniden borçlanmaya başladılar. Borçlanacak para da yok. Bu sefer ne yaptılar? Avrupa Merkez Bankası, FED para basmaya başladı. ABD’de 500 bin insan ölmek üzere şu an. Ülkede aşı konusunda ciddi problemler var, insanlar sokak eylemleri yapıyor. Amerika Merkez Bankası neredeyse mevcut parasının iki katı para bastı. 7,5 trilyon dolar civarı bir paraya ulaştılar. 4,1 trilyona kadar inmişti. Neredeyse yüzde yüze yaklaştı. Temelde Merkez Bankaları da para basarak, ülkeleri finanse etmeye, fonlamaya başladı. Bu fonlamalar da haliyle ülkelerin borçlarını artırdı. Yani ülkelerin aşırı derecede borçlanmaları demek, hem enflasyonun hem faizin yükselmesi demek. Enflasyon yükseldikçe, faiz de yükseliyor haliyle. Bunlar merdiven basamağı gibi, biri yükselince, diğeri de yükseliyor” ifadelerini kullandı.

“Servet vergisi gelebilir”

Ülkelerin şu an ekstra vergilendirebilecek alan arayışında olduğunu belirten Prof. Dr. Acar, Türkiye’de de servet vergisi getirilmesinin yüksek sesle konuşulmaya başlandığını söyledi. ‘Acaba zenginlerden yüzde 1-2-3 oranlarında vergi mi alsak, zenginler biraz fedakarlık mı yapsa’ diye konuşulmaya başlandığını dile getiren Prof. Dr. Acar,  “Bu ciddi şekilde konuşuluyor, Türkiye’de bir servet vergisi gelebilir. Bunun örnekleri var mı? İtalya’da var, İspanya’da var, İsviçre’de var. En son Arjantin servet vergisi koydu. Yurt içindeki varlıklardan yüzde 3,5 yurt dışındaki varlıklardan yüzde 5 ekstra vergi koydu. Bununla 3 milyar dolar kadar bir para toplamayı düşünüyorlar. 3 milyar doları da öğrencilere dağıtırız, eğitim bursu olarak veririz düşüncesi var. Bu Türkiye’de de ciddi bir sorun, internete erişim sorun, tablet sorun bilgisayar sorun... Sağlık ekipmanları alırız, KOBİ’leri destekleriz şeklinde Arjantin’de kendileri parayı bu şekilde taksim etmişler. Türkiye’de de yakın dönemde servet vergisi konuşulabilir, konuşulacak da” dedi. Türkiye’de 300 bin kişinin, bankalarda 1 milyon TL ve üzeri hesabı olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Acar, “Bu 300 bin kişinin, bankalardaki toplam paradaki payı yüzde 60. Yani, Türkiye’deki bütün paranın yüzde 60’ı bu 300 bin kişide. Yani 2,5 trilyon TL banka hesabımız varsa bizim, 1,5 trilyon TL’si bu insanlarda. O yüzden bu insanlardan bir miktar vergi alınabilir. 1,5 trilyon TL’nin yüzde 10’unu almazlar, yüzde 1-2-3 vergi getirirler. Yüzde 3 getirmiş olsalar bile 50 milyar TL’ye kadar bir para yapar. Devlet şu an 100 milyar dağıttım diyor, 50 milyar da bu şekilde gelirse süper bir para olur. Üst gelir grupları, böyle zamanda bu fedakarlığı yapabilmeli” diye konuştu.
 
Reklam

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum

test