Sütte, 'gübre' hilesi

Gıdada taklit ve tağşiş yapan firmaların, hile teknolojilerini geliştirdiğini söyleyen Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Harun Raşit Uysal, bazı firmaların sütteki protein oranını artırmak için, sütün içine azotlu gübre attıklarını, bunun da analizlerde anlaşılamadığını söyledi

Sütte, 'gübre' hilesi

Gıdada taklit ve tağşiş yapan firmaların, hile teknolojilerini geliştirdiğini söyleyen Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Harun Raşit Uysal, bazı firmaların sütteki protein oranını artırmak için, sütün içine azotlu gübre attıklarını, bunun da analizlerde anlaşılamadığını söyledi

Sütte, 'gübre' hilesi
18 Ekim 2019 - 08:22

SERCAN ÖZİPEKÇİ (ÖZEL HABER)

Tarım ve Orman Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde taklit veya tağşiş yapıldığı kesinleşen, aralarında et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, bitkisel yağ, bal, takviye edici gıdalar, çikolata ve enerji içeceklerinin yer aldığı 618 firmaya ait 1211 parti ürünü kamuoyuna duyurmuştu. Açıklanan liste tüketicilerde büyük endişe yaratırken, içinde bulunduğumuz gıda güvenliği tehlikesini de bir kez daha gözler önüne serdi. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Harun Raşit Uysal, 2019’da hile yaptığı açıklanan firma sayısının, geçmiş yıllara göre çok fazla değişmediğini belirterek, “Bakanlığın 2017 ve 2018’deki açıkladığı rakamlara baktığınızda bazı firmalar aynı fakat isim değiştirmişler. Mesela İzmir’de bir firma var, aynı firma. Her sene çıkıyor ama isim değiştirmiş. Geçmiş senelerde yapılan hileler, 2019’da da devam ediyor. Dolayısıyla hileler değişmiyor, hatta yeni hileler türemiş. Teknoloji nasıl gelişiyorsa, bu katkı maddeleri konusunda da teknoloji gelişiyor ve hileler artarak devam ediyor. Hile teknolojilerini fazlasıyla geliştirmişler. Hile yapan firma sayısı artmış. Mesela adam öyle bir hile yapıyor ki, analizlerde çıkmıyor. Mesela ne atıyor biliyor musunuz? Gübre atıyor. Bildiğimiz azotlu gübre. Mesela bunu süte atıyor, sütte azot tahlili yapıyorsunuz, oradan proteine ulaşıyorsunuz. Sütün azot miktarı yüksek çıkıyor. Protein miktarı yüksek çıkıyor analizde. Oo diyorsun bu süt çok iyi. Ama nedenini bulamıyorsun” dedi.


“Kanserin baş sebebi”

Hileli gıda tüketmenin yarattığı en büyük toplumsal sorunlardan birincisinin hastalıklar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Uysal, “İnsanlar hastalanıyor, hastalıklarını kaybediyor. Burada yavaş yavaş bir zehirlenme söz konusu. Gıda terörü lafı çok doğru bir ifade. Hastalıklar çok arttı. Bağırsak hastalıları, karaciğer hastalıkları ve kanser vakaları çok arttı. Bunun bir nedeni işte bu gıdalar. Yani insanların çeşitli hastalıklara yakalanmalarının sebeplerinden bir tanesi de bu hileli gıdalar. İnsanları hastalandıran iki şey var. Birincisi tarımdan gelen kimyasallar, ikincisi de gıda katkı maddeleri. Bunlar bağırsak kanserleri, mide kanserleri ve karaciğer kanserlerinde bunlar çok aktif rol oynuyorlar. Mesela endokronolojide çalışan profesör bir arkadaşım var, immünoloji çalışıyor. Kanser hastalığının artmasında tarımda kullanılan kimyasallar ve gıda katkı maddelerinin etkili olduğunu söylüyor. Bunu bir sağlıkçı söylüyor, ben söylemiyorum. Bir immünoloji profesörü bunu söylüyor” diye konuştu.

“Sektörden men cezası gelmeli”

Türkiye’de ne kadar merdiven altı firma olduğunu bilmediklerini ve denetlenemediklerini belirten Prof. Dr. Uysal, “Çünkü adresleri yok. Bakanlık adresi olan firmalara gidip kontrol yapıyor. Ama merdiven altı çalışan bir sürü firma var. Onları denetleyemiyorsunuz, tehlike orada zaten. Bunu engellemek için birincisi çok yüksek para cezaları gelmeli. Mesela birinci seferde 100 bin TL para cezası. İkinci kez yakalandığında kapatma cezası, üçüncü yakalanmada ise men cezası gelmeli. Ama sadece kendisi değil, bütün akrabalarıyla birlikte gıda sektöründen men cezası gelmeli” ifadelerini kullandı.

Çare kooperatifleşme

Hileli gıdaların önüne geçebilmek için, Türkiye’de genel bir kooperatifleşmenin şart olduğunu söyleyen Prof. Dr. Uysal, “Tarımda girdi maliyetlerinin azaltılması, gıda katkı maddelerinin azaltılması, gıda güvenliğinin sağlanması ve ardından da tüketiciye daha ucuz ürünü ulaştırmanın tek yolu kooperatifleşme. Yani, bütün Türkiye’deki tarımla uğraşan bütün üreticiler, ilçe bazlı kooperatifler şeklinde, kooperatifleşmelidir. Bu devlet politikası olmalıdır, çünkü köylerde feodal yapı dolayısıyla insanlar girmiyor. Mesela, (X) sülale bu işe giriyorsa, (Y) sülale o işe girmiyor. Bu bir devlet politikası olmalıdır. Devlet şunu demelidir; ‘2021 yılından itibaren ben bütün desteklemelerimi kooperatife üye olanlara vereceğim. Onun dışındakilere destekleme vermeyeceğim. Önünüzde 1 yıllık süreç var, ilçe bazlı kooperatifler kurun ve üye olun.’ Bununla ilgili de ben olsam ilçelerdeki, tarım teşkilatlarındaki ziraat mühendislerini bu iş için görevlendiririm. Derim ki bunlara, siz ilçelerde kooperatif kurulmasına yardımcı olacaksınız. 2021 yılında tüm Türkiye’de TOBB örgütlenmesi şeklinde, yani ilçe bazlı kooperatifiler, onların il örgütlenmeleri, il temsilcileri ve en tepede Rifat Hisarcıklıoğlu gibi biri olacak ve Türkiye Kooperatifler Birliği gibi bir isim altında örgütün en tepesinde yer almalı. O şekilde bir örgütlenmeyle bu işin, bir tarımda girdileri azaltırsınız, iki tarımda ilaç ve gübre kullanımını azaltarak birinci üretimde gıda güvenliğini sağlarsınız. Siz kooperatif olarak, marka yaratarak, kendi gıda işletmelerinizi kurarsınız. Tire Süt Kooperatifi gibi. Kendi işletmenizi, kendi markanızla kurarsınız. Kooperatifler market açarak, bunları tüketiciye daha ucuz bir şekilde ulaştırırsınız. Daha önemlisi güvenli gıda ulaştırırsınız tüketiciye. Bunu yapmadıktan sonra, Türkiye’den bunların önüne geçmek mümkün değil. Tek kurtuluş yolu bu. Hem tarımın kurtuluşu, hem de tüketicinin kurtuluşunun yolu buradan geçiyor” ifadelerini kullandı.

“Etiketli ürünleri alsınlar”

Tüketicilere de gıda ürünleri satın alırken dikkat etmeleri gerekenler konusunda uyarılarda bulunan Prof. Dr. Uysal, “Vatandaşlar birincisi etiketi olmayan, pazarlarda satılan ekmek, taze peynir gibi ürünlerden uzak durmalı. Çünkü ürünün etiketi olması demek, kontrolü yapan Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorumluluğu olması demektir. Bu etiketteki bilgileri ben garanti ediyorum demektir. Etiket üzerindeki bilgilere dikkat edilmeli, tüketiciler bu bilgilere bakarak ürünleri satın almalı. Kısacası vatandaşlar, ambalajlı ve Tarım ve Orman Bakanlığı onaylı etiketli ürünleri satın almalı, etiketsiz, ucuz ve açıkta satılan ürünlerden uzak durmalı. Vatandaşlar ayrıca Tarım ve Orman Bakanlığı’nın açıkladığı, taklit ve tağşiş yapan firmalar listesine baksınlar, o listede olmayan firmalardan alışveriş yapsınlar. Kooperatif ürünlerini de ürün satın alabilirler” dedi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum