"Siyaset halka hizmetse onu biz yapacağız"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sorunları çözme kapasitesine sahip olduklarını vurgulayarak, "Siyaset halka hizmetse onu biz yapacağız, sorunları çözeceğiz." dedi.

"Siyaset halka hizmetse onu biz yapacağız"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sorunları çözme kapasitesine sahip olduklarını vurgulayarak, "Siyaset halka hizmetse onu biz yapacağız, sorunları çözeceğiz." dedi.

10 Temmuz 2019 - 10:17

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'de değişimin, sorunları çözmenin, 82 milyonu kucaklayan adresin CHP olduğunu söyledi.

Kimsenin inancı, kimliği, yaşam tarzı dolayısıyla ötekileştirilmesini istemediklerini belirten Kılıçdaroğlu, "82 milyon bir arada kendi sorunlarımızı rahat bir ortamda oturalım, konuşalım, çözüm üretelim. Bu amaçla yola çıktık, güzel başarıların altına imzamızı attık. Yeterli mi? Hayır. 82 milyonu kucaklayacak bir iktidara ihtiyacımız var." dedi

"Onların liderleri zaman zaman bizi eleştirir"

Kılıçdaroğlu, toplumun her kesiminin sorunları; emeklinin, esnafın, sanayicinin, serbest meslek erbabının derdinin bulunduğunu dile getirdi.

Sorunları çözme kapasitesine sahip olduklarını vurgulayan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yeter ki siyaseti zenginleşme aracı olarak kullanmayın. Siyaset halka hizmetse onu biz yapacağız, sorunları çözeceğiz. AK Parti'li, ülkücü kardeşlerime de seslenmek istiyorum; onların liderleri zaman zaman bizi eleştirir. Eleştiri başımın üstünde, onlar benim için hiç önemli değil. Hatam varsa düzeltirim, yanlışım varsa özür dilerim. Ben de insanım, benim de eksiğim, hatam olabilir. Bütün vatandaşlarımın şundan emin olmasını isterim; ben bu ülkenin menfaatleri neredeyse oradayım, bu ülkenin insanlarının sorunları varsa çözmek için oradayım. Siyaseten katı ayrışmaların doğru olmadığını düşünüyorum. Birbirimize düşman değiliz. Farklı görüşlerimiz, inançlarımız, kimliklerimiz, yaşam tarzımız olabilir ama bayrağımız bir. Vatanımızı, insanımızı seviyoruz, insana hizmet etmek istiyoruz. Saraya değil, birilerine değil, birilerinin cebine değil; vatandaşa hizmet etmek istiyoruz."

"Uygarlığın kanıtı kültürel birikim"

Kemal Kılıçdaroğlu, sanatın bütün dünyada önemli bir alan olduğuna işaret ederek, sanatsız bir toplum olamayacağının altını çizdi. Uygarlığın kanıtının, temelinin kültürel birikim olduğunu, kültürel birikimin artırılması halinde uygarlıkta çok önemli mesafelerin alındığının görüleceğini belirten Kılıçdaroğlu, sanata, sanatçıya değer vermeleri gerektiğini söyledi.

Geçen hafta hayatını kaybeden şair küçük İskender'e Allah'tan rahmet dileyen Kılıçdaroğlu, İskender'in, Türkiye'de, dünyada ve gönüllerinde yaşayacağını ifade etti.

Kılıçdaroğlu, sanatın, kültürün önemli olduğunu, odağında insan sevgisinin bulunduğunu vurgulayarak, kendileri gibi düşünmeyenlere de saygı göstermeleri gerektiğini dile getirdi. Kılıçdaroğlu, Allah'ın yarattığı en değerli varlıksa dünyanın her yerinde insana sevgiyle, saygıyla yaklaşmaları gerektiğine işaret etti.

"21. yüzyılın en büyük ayıbı"

Kemal Kılıçdaroğlu, katliam yapmanın, insanları öldürmenin, bir etnik kimliğe düşmanlık yapmanın, o etnik kimliği yok etmenin insanlıkla bağdaşmayacağını vurguladı.

İnsanın, yeri geldiğinde tabiatın en vahşi yaratığı olarak da karşılarına çıkabildiğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, Srebrenica katliamına değindi.

Kılıçdaroğlu, Srebrenica'nın 11 Temmuz 1995'te Sırp birliklerince işgal edildiğini, çocukların bir kenara ayrıldığını, Hollanda'nın barış gücünün sivil Boşnakları Sırplara teslim ettiğini, 8 bin 372 kişinin ormanda sadece Müslüman ve Boşnak olduğu için katledildiğini anımsattı.

Srebrenica'yı unutmamaları gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, bunun 21. yüzyılın en büyük ayıplarından biri olduğunun altını çizdi. Kılıçdaroğlu, "Üstelik bütün dünyaya 'medeniyetin beşiği biziz' denilen Avrupa'nın göbeğinde olması daha da büyük acıdır. O katliamda hayatlarını kaybedenler bütün insanlığın yüreğinde yer alacaktır. Bizlerin görevi bu tür katliamların bir daha olmaması için onları sürekli canlı tutmaktır." dedi.

"Adalet istiyorlar"

Toplumun mayasında acıların bulunduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, bunlardan ders çıkarmaları, bir daha bu acıların yaşanmaması için çaba harcamaları gerektiğini belirtti.

Çorlu'da 8 Temmuz 2018'de yaşanan tren kazasında 8'i çocuk, 25 vatandaşın hayatını kaybettiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, anneler için çocuğunun, eşler için aile kavramının ne kadar önemli olduğunu herkesin bildiğini söyledi.

Ailelerin sadece adalet istediğini, duruşmada bir kısım ailenin dışarıda kaldığını anlatan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Biber gazları, polis copları. Ne yapıyorsunuz? Zaten bu aileler acılı. Eşlerini, çocuklarını kaybettiler. Bunlar sorumluların bulunmasını istiyorlar. Kavga etmek, dövüşmek istemiyor, intikam duygusunda değiller. Arzu ettikleri adalet sağlansın. Copla, biber gazlarıyla insanları adalet arayışından vazgeçiremezsiniz. Aileler suçlu gibi muamele görüyor. Doğru değil." değerlendirmesinde bulundu.

Bu afetin beklenen bir şey olduğunu, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün önlem alınması için TCDD'ye yazı gönderdiğini ancak önlem alınmadığını savunan Kılıçdaroğlu, bütün bu belgeleri raporlaştırdıklarını anlattı.

Kılıçdaroğlu, benzer olayların bir daha yaşanmaması için Mecliste de araştırılmasını istediklerini ancak Genel Kurulda reddedildiğini bildirdi. Önergenin kabul edilip edilmemesinin kendileri açısından değil, Türkiye açısından önemli olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, gerçekler aydınlanıncaya kadar bu olayın takipçisi olacaklarını vurguladı.

"Maaşını ben ödeyeceğim"

Mevsimlik orman işçilerinin 5 ay 29 gün çalıştığına, bakanlığın istemesi halinde bu sürenin 9 ay 29 güne çıkabildiğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, Orman Genel Müdürlüğünün, "5 ay 29 gün doldu ama mevsim sıcak, orman yangınları olabilir bu süreyi uzatalım. 6 bin 750 mevsimlik işçi bu süre içinde ormanlarda çalışsın." diye bir yazı yazdığını, bakanlığın ise sadece 4 bin kişi için izin verdiğini dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, "İyi de 2 bin 750 kişinin günahı ne? Çalıştırsanız ne olur? Devlet mi memleket mi batar? Siz 'bütçede para yok, bu parayı bulamıyoruz' diyorsanız, vallahi bana söyleyin, 2 bin 750 kişinin maaşını ben ödeyeceğim." dedi.

"Bütün İslam dünyasındaki üniversite sayısı ABD'den daha az"

ODTÜ'de yaşanan gelişmeleri de değerlendiren Kılıçdaroğlu, ülkeyi büyüten, saygınlık kazandıran kurumların başında üniversitelerin geldiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Şu gerçeği AK Parti'li, MHP'li kardeşlerim biliyor mu? Bütün İslam dünyasındaki üniversite sayısı ABD'dekinden daha azdır. Niçin üniversite kurulmuyor? Üniversite kurmak, bir toplumu aydınlık geleceğe taşımak, daha sağlıklı düşünen, hayatı sorgulayan insanlar yetiştirmek, insanların daha nitelikli, kaliteli sorular sormasını sağlamaktır." diye konuştu.

"Kaçak yapı olur mu?"

ODTÜ'nün gözbebekleri üniversitelerden biri olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Hepimiz gençliğimizi yaşadık. Delikanlılık farklıdır. Onlara hoşgörülü davranmak, taleplerini dinlemek lazım. Bu çocuklar, üniversiteye 500-600 kişilik yurt yapılmasını istiyor. Ama 'Buraya bin 500 kişilik yurt yapıp, dışarıdan adam getireceğiz.' diyorlar. Üniversitenin ahengini bozacağı için kabul etmiyorlar. 'İlla yapacağız, üniversitenin ortasında yapacağız, ağaçları keseceğiz...' Gençler de buna itiraz ediyorlar. Birini dövdüler mi, cam çerçeve kırdılar mı? Hayır. 'Sen neden bunu istiyorsun' diye yine biber gazları, coplar. Bunlar doğru değil. Bunlar umudumuz, bizim çocuklarımız, geleceğimiz."

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın, ODTÜ Rektörünü arayarak, "Yurda ihtiyacınız varsa yurt yapıp ODTÜ'ye bağışlayacağım." dediğini, Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen'in de bu alana gittiğini anlatan Kılıçdaroğlu, "Kaçak yapı, izin alınmamış. Bilim kurulunda kaçak yapı olur mu? Onlar bizim evlatlarımız, onlar bizi geçecek, geçmek zorundadır yoksa Türkiye büyüyemez. Mansur Başkan'ın sesine kulak verin, eğer yurt istiyorsanız, öğrenciler nereye istiyorsa yurt yapacak, size verecek." dedi.

Kılıçdaroğlu, üniversitelerin bilgi üreten kurumlar olduğunu, burada şiddetin değil, uygarca tartışmanın olacağını söyledi.

Gençlerin heyecanlı olduğunu, daha çabuk tepki verdiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, bunu fakülte yöneticilerinin çok iyi bilmesi gerektiğini vurguladı. Kılıçdaroğlu, gençlere saygılı olmak, taleplerini dikkate almak, yanlış varsa oturup konuşmak gerektiğini ifade ederek, "ODTÜ Rektörüne sesleniyorum; öğrencilerinizi dinleyin, nitelikli öğrencilerdir, benden ve senden daha iyi dünyayı sorgulayan çocuklarımızdır. ODTÜ'nün başarılı akademik dünyası vardır. Bu başarıyı şiddetle gölgelememeli, kurumsal başarıyı sürdürebilmelidir." değerlendirmesinde bulundu.

"Rapor medya tarihinin yüz karası raporlarından biri"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 21. yüzyılın en etkin güçlerinden birinin medya olduğunu, demokrasinin 4. gücü olarak öne çıktığını belirtti.

Medyayla ilgili rapor yazacak sivil toplum örgütlerinin de medyanın bu gerçeğini bilerek yola çıkması gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, SETA Vakfının "uluslararası medya kuruluşlarının Türkiye uzantıları" şeklinde bir rapor hazırladığına dikkati çekti

Kılıçdaroğlu, bu raporun medya tarihinin yüz karası raporlarından biri olduğunu, gazetecilerin fişlenmesini öngördüğünü kaydetti.

Kılıçdaroğlu, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı'nın (SETA) iktidardan beslenen bir kuruluş olduğunu ileri sürdü.

Türkiye'de iktidarın, medyanın yüzde 95'ini kontrol altına aldığını savunan Kılıçdaroğlu, bu kuruluşlarda görev yapanların iktidarın istediklerini yazdıklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, gazetecinin toplumun sorunlarını objektif saptayıp topluma aktardığını; baskıya boyun eğmediğini, paranın ve gücün önünde diz çökmediğini dile getirdi.

SETA raporu aracılığıyla gazetelerinden kovulan pek çok gazetecinin suçlandığını anlatan Kılıçdaroğlu, "Böyle bir rapora ihtiyaç var mıydı? Neden ihtiyaç duyuldu? Birileri mi istedi? Saraydan talep mi geldi, sipariş mi oldu? SETA'nın araştıracağı başka hiçbir konu yok muydu?" sorularını yöneltti.

Kılıçdaroğlu, SETA'nın, ekonomik kriz ve mutfaklardaki kriz ile dış politika konusunda araştırma yapamayacağını belirterek, "Neden? Saray kızabilir. Medyanın üzerine oturacak, kendi çerçevesinde belli grupları, gazetecileri suçlayacak bir rapor hazırlayacak. Kimin talimatıyla? Yüzde 99,9 sarayın talimatıyla." diye konuştu.

SETA'nın raporunda yer verilen gazetecilerin hepsinin yetkin ve çalışkan insanlar olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Neden kendi gazetelerinden atıldılar? Bunları araştırmadılar. SETA dediğimiz kuruluş, bir düşünce kuruluşu değildir, iktidarın borazanlığını yapan bir kuruluştur. Ne yaparsa yapsın gerçekler biliniyor. Rapor yazmış hiç önemli değil. Yankılanmaz o rapor. Aslında bu rapora bu kadar süre ayırdığım için de zaman harcıyorum ama medyaya, gazetecilere verdikleri değer ve suçlama nedeniyle gündeme almak zorunda kaldım. İktidarın borazanlığını yapan, iktidardan beslenen, oradan para alan, cebini dolduran, Amerika'ydı, Avrupa'ydı sürekli gezen, yeri geldiğinde de iktidarın şakşakçılığını yapan bir sivil toplum kuruluşu. Bunları sivil toplum değil, sadece ve sadece belli çevrelerin talepleri çerçevesinde rapor yazan kuruluşlardır."

"7-8 yıl önce benim aklımın köşesine gelmezdi"

Kılıçdaroğlu, Türkiye'de bütün baskılara rağmen, işten atılmalara rağmen, aç kalmaya rağmen kalemini satmayan gazeteciler tanıdığını belirterek, o gazetecilerin önünde şapka çıkardığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Kalemini, vicdanını, ahlakını satmayan, sarayın önünde diz çökmeyen, 'cebime yan taraftan para koyun.' demiyorsa, o gazetecinin başımın üstünde yeri var." dedi.

Bir ülkenin güçlü olmasının ancak üretimle mümkün olabileceğine işaret eden Kılıçdaroğlu, üreten ülkelerin her alanda söz sahibi olduklarının altını çizdi. 

Türkiye'nin üretimden koparıldığını, patates ve soğan ithal eder hale getirildiğini belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Vallahi de billahi de bundan 7-8 yıl önce benim aklımın köşesine gelmezdi Türkiye'nin patates ve soğan ithal edeceği. Bu yılın Mayıs ayına kadar 64 bin ton patates ithal edildi. 32 milyon dolar ödendi. 32 milyon dolar bizim çiftçiye ödense, Türkiye'nin her tarafını patatese boğardı. Nisan ayına kadar 111 bin ton kuru soğan ithalatı yapıldı. 34 milyon dolar para verildi. İnsan üzülüyor. Bu patateslerin yüzde 86'sı, soğanın da yüzde 50'si Sisi'nin bulunduğu ülkeden Mısır'dan ithal edildi. Kızıyorlar ya Mısır'a, oradan ithal edildi daha ucuz olsun diye. Sormak gerekiyor: Türkiye'de toprak mı bitti; güneş mi, su mu, çiftçi mi yok; tarlalar mı, traktör mü, gübre mi kalmadı? Hepsi var ama bir şey eksik: namuslu siyaset, insanını düşünen siyaset eksik."

"160 milyar dolar faizi 82 milyon ödedi"

Kemal Kılıçdaroğlu, iktidarın, Türkiye ekonomisini tefecilere teslim ettiğini iddia ederek, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu yılın ilk 4 ayında, Ocak-Nisan döneminde, dış borçlar için 4,4 milyar dolar faiz ödedik. Bu parayla ne yapılır? AK Parti iktidarları döneminde, 2003-2019 Nisan döneminde, toplam dış borca ödediğimiz faiz 160 milyar dolar. Televizyonları başında bizi dinleyen AK Partili ve ülkücü kardeşlerime seslenmek istiyorum; Ne oldu da Türkiye 160 milyar dolar faiz ödedi? 160 milyar dolar faize ödenmeyip de Türkiye'de harcansaydı kişi başına gelir, işsizlik ne olurdu? Evlerde huzur, bereket olurdu, insanlar sokağa çıkarken cebinde parası olurdu, emekli kahvehanede arkadaşına çay ısmarlardı, evladına, torununa hiç olmazsa bayramda harçlık verirdi. 'Biz faize karşıyız.' diyorlardı. Sen onu benim külahıma anlat. 160 milyar doları kim ödedi? Saray ve çevresi ödemedi. 160 milyar dolar faizi bu milletin 82 milyonu ödedi."

Söz konusu faiz tutarını vatandaşın, mama ve emzik alırken, dolmuşa binerken, bulaşık yıkarken ödediğini anlatan Kılıçdaroğlu, "Bu faizi öderken eliniz titremedi mi?" dedi.

Öte yandan vatandaşın da bankalara faiz ödediğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Vatandaşın bankalara toplam borcu, bu yılın 1 Ocak-28 Haziran arasında 522 milyar lira. Eski parayla 522 katrilyon lira. İçeride vatandaşın bu sürede ödediği faiz 31 milyar 500 milyon lira. 2003'ten bu yana vatandaşın bankalara 478 milyar lira, eski parayla 478 katrilyon lira ödediği faiz tutarı. Ekonomi bu durumda." ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, merkez bankalarının "ihtiyat akçesi" tuttuklarını ve bunun acil durumlarda kullanıldığını anımsatarak, "Yeni kanun getirdiler Meclise, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülecek. Madde 12; kefen parasını Merkez Bankası'ndan alıp Hazineye veriyorlar harcamak üzere. Eğer bir memlekette iktidar kefen parasına muhtaç olacak noktaya gelmişse o bu memleketi yönetemez. Başka para mı bulamadınız?" diye konuştu.

Ekonomik sorunların çözümü için iktidara "ihtiyat akçesinden gelecek tutarın yetmediğini" söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Yaklaşık 40-50 milyar lira. Bu para yetmiyor, yeni vergi getiriyorlar. Ciro üzerinden. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı kuruyorlar. Turizm işletmeleri, seyahat acentelerin, terminal işletmelerinin cirosundan yüzde 1 alıyorlar. Karından değil, cirosundan alıyorlar. Anayasa 73. madde diyor ki 'herkes mali gücüne göre vergi öder.' 'Ciro üzerinden alacağım.' diyor. 'Zarar ettim.' 'Önemli değil, alacağım.' diyor. Kanun teklifinde diyor ki 'Sayıştay denetimine tabi değildir.' Devlet adına kimse denetlemeyecek. Nereye gidecek bu para? Yiyecekler, doymadılar. İnsaf, vallahi de billahi de insaf. Kim denetleyecek? Özel denetim şirketleri. Ankara ve İstanbul Büyükşehir belediyelerinin şirketlerini de özel şirketler denetliyordu. Bunlar kamu yararına bakmaz. Sayıştay, kamu yararı var mıdır yok mudur buna bakar. CHP'nin görevi bu tür düzenlemelere karşı çıkmaktır."

"Erdoğan 'faizi indirin' diyordu, indiriyorlardı"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Merkez Bankasının "hem kefen parasının hem de başkanının alındığını" belirterek, Merkez Bankasının kağıt üzerinde bağımsız olduğunu, ancak fiili bağımsızlığının bulunmadığını ileri sürdü.

Kılıçdaroğlu, "Erdoğan 'faizi indirin' diyordu, indiriyorlardı. 'Yükseltin' diyordu yükseltiyorlardı. Bilmeyen mi var? Bütün dünyanın bildiği bir gerçek. Şimdi Erdoğan sıkıştı. Faizler yükselmiş. Ne yapacak? CHP yönetimde değil, başka bir parti de yönetimde değil. Maliye Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı 'benim alanıma girmiyor.' diyor. 'En iyisi Merkez Bankası Başkanını suçlu ilan edelim ve onu görevden alalım.' Temel neden bu. Kendi beceriksizliğini bir bürokratın üstüne yıkarak kurtulmak istiyor. Kurtulamazsın kardeşim."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya'yı faiz konusunda gerekenleri yapmadığı için görevden aldığına yönelik söylemlerde bulunduğunu" iddia eden Kılıçdaroğlu, "Gayet güzel. İlk toplantıda faizi sıfırlayın gitsin. Erdoğan, eğer sen bu gerekçeyle Merkez Bankası Başkanını aldıysan ve yeni adam getirdiysen ilk toplantıda faizi sıfırlayın, vallahi de billahi de alkışlayacağım. 'İlk toplantıda faizi sıfırladık.' desinler, bu kardeşiniz, Erdoğan dünya ekonomi tarihine girsin diye özel bir kampanya açacak. Bütün beceriksizliğin sorumlusu Merkez Bankası Başkanı oldu. Beyefendinin hiçbir sorumluğu yok çünkü." şeklinde konuştu.

"İğneden ipliğe zammı sen yaptın, sorumlu kim?"

Kemal Kılıçdaroğlu, hükümetin kurulduğundan bu yana bir Kalkınma Planı bulunmadığını, ekonomide hiçbir hedefi de tutturamadığını söyledi.

İktidarın, bu hedeflerin tutmamasının sorumlusunu, Merkez Bankası Başkanı olarak işaret ettiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Bizim Merkez Bankası Başkanının bağımsız olmadığını, bütün dünya, Mısır'daki sağır sultan da biliyor. Talimatın gereğini adamcağız yapıyor. Şu soruyu sormak isterim: Elektriğe, doğal gaz, suya, ilaca, gübreye, şekere, çaya, yağa, ete, süte, soğana, patatese zammı Merkez Bankası Başkanı mı yaptı? Sen yaptın. İğneden ipliğe zammı sen yaptın, sorumlu kim? Merkez Bankası Başkanı. Sen? Pirüpak tertemiz. Yemezler kardeşim." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne yönelik yetki talebine karşılık ekonomik vaatlerini yerine getirmediğini savunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Yetkiyi verdi vatandaş. Enflasyon, dolar, faizler arttı. İşsizlik 8,5 milyona dayandı. Devletin iç ve dış borçları arttı, vatandaşın borçları 500 milyar liraya yaklaştı. Her iki vatandaştan birisi icralık oldu. Açlık sınırı, asgari ücreti geçti. Sorumluluk Merkez Bankasının mı? Bu ülkeyi Merkez Bankası Başkanı yönetiyordu da bizim haberimiz mi yok? Sen yönetmiyor musun? Bütün bunların sorumlusu sen değil misin?"

"Merkez Bankası Başkanı'nın tek adam rejiminde esamesinin bile okunmayacağını" söyleyen Kılıçdaroğlu, devleti yöneten Erdoğan'ın ekonominin sorumlusu olduğunun altını çizdi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Bu sorumlu, bir kibir abidesi gibi sarayında oturuyor. Millete tepeden bakıyor, milleti aşağılıyor. Bu bizi ve 82 milyon vatandaşı da rahatsız ediyor. 'Karnını doyuruyoruz, bize oy vermiyor.' diyor. Sen kimsin? 82 milyon vatandaş senin karnını doyuruyor, sen onların karnını doyurmuyorsun." dedi.

Merkez Bankası Başkanı'nın faizi indirmediği için görevden alındığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Son 10 ayda gecikme faizi yüzde 78 arttı. Erdoğan'a herkesin anlayacağı bir dilden sormak istiyorum; 'Merkez Bankası Başkanı faizi indirmedi, aynı kulvarda değildik.' diye görevden aldın, sen çıktın, gecikme faizini yüzde 78 artırdın. Şimdi sen o koltukta hangi yüzle, hangi ahlakla oturacaksın?" şeklinde konuştu.

"Çiftlik Bank gibi yönetiyorlar"

Kılıçdaroğlu, 10. Kalkınma Planındaki hedefler ve sapmalara ilişkin de şunları kaydetti:

"Ortalama büyüme hızı yüzde 5,5'ti, yüzde 4,9 oldu. Sapma yüzde 11. Milli gelir 1 trilyon 286 milyar dolar olacak diyorlardı, 784 milyar dolar oldu. Sapma yüzde 39. Kişi başına gelir, 15 bin 996 dolar olacak demişlerdi, 9 bin 632 dolar oldu. Sapma yüzde 40. Dolar kuru 1 lira 97 kuruştu, 4 lira 72 kuruş oldu. Sapma yüzde 139. İşsizlik oranı yüzde 7,2 olacak diyorlardı, işsizlik yüzde 11 oldu. Sapma yüzde 52. Genç işsizlik oranı yüzde 13 olacak diyorlardı, yüzde 20,3 oldu. Sapma yüzde 56. Merkez Bankası Başkanı hedefleri tutturamadı diye gitti. Beyefendi senin hiçbir hedefin tutmadı, sen nasıl orada kalırsın?" 

İktidara yönelik "Devleti aile aile şirketi gibi yönetme" eleştirisinde bulunulduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, "Yok efendim aile şirketi gibi değil, olsa olsa Tosuncuk vardı. Çiftlik Bank gibi yönetiyorlar. Vallahi de billahi de onun gibi yönetiyorlar. Devletten de gelirinden de giderinden de haberleri yok. Özellikle genç arkadaşlarıma sesleneyim: 'Aile şirketi' dersek, o ailelere yazık. Buna yeni bir isim bulun. Bu ismi kullanalım. Çiftlik Bank diyoruz, bu da tam tutmuyor. Ondan daha felaket bir tablonun içindeyiz." diye konuştu. AA

YORUMLAR

  • 0 Yorum