Reklam
Reklam
Reklam

Her şeyden önce doğru siyasi iklime ihtiyaç var

CHP Parti Meclisi'ne sunulan Merkez Yönetim Kurulu raporunda, Kılıçdaroğlu'nun "Anayasa değişikliği için her şeyden önce doğru siyasi iklime ihtiyaç var, yürürlükte olan Anayasa'ya uyan bir siyasi anlayışa ihtiyaç var." ifadeleri yer aldı.

Her şeyden önce doğru siyasi iklime ihtiyaç var
27 Şubat 2021 - 13:59
Reklam

CHP Parti Meclisi (PM) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında video konferans yöntemiyle toplandı. Toplantı basına kapalı gerçekleştirilirken PM'ye sunulan MYK raporunda Kılıçdaroğlu'nun gündeme ilişkin değerlendirmelerine yer verildi.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisi ile ağır ekonomik buhranın, devlet krizinin ve toplumsal huzursuzluğun üst üste bindiği 2020'nin geride bırakıldığını belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye'yi sürüklendiği çok yönlü buhrandan kurtarabilmek için çizdikleri yol haritasında emin adımlarla yürümeye devam ettiklerinin altını çizdi.

Gara'daki 16 şehidi anan Kemal Kılıçdaroğlu, şu açıklamalarda bulundu:

"Gara şehitlerimizin büyük bölümü 5,5-6 yıldır bölücü terör örgütü tarafından alıkonulan güvenlik görevlilerimiz. Bu 5-6 yıl içerisinde aileler tüm siyasilerin ve devlet görevlilerinin kapısını çaldılar. Bizim de kapımızı çaldılar, kendileriyle bizzat ben görüştüm. Milletvekillerimizi görevlendirdik, ailelerle birlikte basın toplantıları yaptılar, defalarca soru önergeleri verdiler. İktidarın bu konuda inisiyatif alması gerektiğini her fırsatta söyledik. Ancak maalesef bölücü terör örgütü tarafından alıkonulan vatandaşlarımız şehit oldular. 83 milyon adına Cumhurbaşkanı’na bu konuda 5 soru yönelttim, yanıt alana kadar da sormaya devam edeceğiz."

Enis Berberoğlu'nun parlamentoya dönmesi

Hiçbir ayrım yapmadan kim adaleti istiyorsa onun yanında olduklarını ve olmaya devam edeceklerini bildiren Kılıçdaroğlu, geçen haftalarda adaletin tecellisi için mücadele eden milyonlar olarak amaçlarına ulaştıklarını ve Enis Berberoğlu'nun yeniden parlamentonun onurlu bir üyesi olarak görevine döndüğünü hatırlattı.

Süreç içerisinde bir devlet krizi yaşandığını aktaran Kılıçdaroğlu, aynı olaya dair bir mahkeme beraat verirken bir başka mahkemenin müebbet cezası verdiğini anımsattı.

Anayasa Mahkemesinin iki kez ihlal kararı vermek zorunda kaldığına işaret eden Kılıçdaroğlu, "Oysa Anayasa'mızda hukukun üstünlüğü ilkesinin güvencesi olan kurallardan biri de AYM kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayıcılığı yönündeki 153'üncü maddedir. Bu maddeye göre, bir hukuk devletinde anayasal hükümlere uymamanın ilgililer açısından cezai, idari ve hukuki sorunlar, sorumluluklar doğuracağı açıktır. Bu ülkede gerçek anlamda hukuk, bu ülkede gerçek anlamda demokrasi varsa ilk AYM kararını uygulamayan yargıcın o görevden alınması lazım." ifadelerini kullandı.

Yaşanan devlet krizinin "talimat üzerine yapılan Anayasa Mahkemesi üyeliği seçimleri"nde de gün yüzüne çıktığını dile getiren Kılıçdaroğlu, "Yıllarını Yargıtaya veren, emek harcamış insanlar dururken, 20 günlük Yargıtay üyeliği olan İrfan Fidan'ın yüksek mahkeme üyeliğine seçildiğini" ifade etti.

Kılıçdaroğlu, "Tuzun koktuğu bir süreçteyiz. Hukukun hak ve adalet dağıtmasını istiyoruz. Bunun için de ısrarla adliyeye siyaset sokulmamalı diyoruz." dedi.

Boğaziçi Üniversitesindeki gösterilere de değinen Kılıçdaroğlu, öğrencilerin Anayasa'ya uygun, demokratik ve barışçıl gösteri yaptıklarını, kendilerinin de Anayasa'ya uyulması, barışçı eylemlerin özgürce yapılabilmesi konusunda ısrarcı olacaklarını vurguladı.

Ekonomiyi değerlendirdi

Türkiye'nin çok boyutlu bir ekonomik buhran yaşadığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, bir avuç imtiyazlı insan dışında milyonlar için huzur ve refahın olmadığını ifade etti.

Türkiye’nin genç insan kaynağını değerlendirebilmesi için adımlar atılması gerekliliğini dile getiren Kılıçdaroğlu, iktidar olmaları durumunda, kapatılan Devlet Planlama Teşkilatı yerine Stratejik Planlama Teşkilatı kurarak bu konuda adım atacaklarını bildirdi.

Esnafın sorunlarına da değinen Kılıçdaroğlu, "Devletin esnafa gerçek anlamda destekte bulunmaktan çok onları borçlandırmayı tercih etmesi esnafı tüketmiş durumda." değerlendirmesinde bulundu.

Kemal Kılıçdaroğlu, 20 Kasım 2020'den beri birçok lokanta, kafe, restoran, alkollü mekanın kapalı olduğunu hatırlatırken açıklanan destek paketlerinin ise yetersiz kaldığını dile getirdi.

"Esnaf Bakanlığı" kurulması, sicil affı çıkarılması, esnafın kullandığı kredilerin, faizsiz ve ödeme gücüne göre taksitlendirilmesi, kiralarda stopajın kaldırılması ve AVM’lerin haftanın bir günü kapanması gibi önerilerini sıralayan Kılıçdaroğlu, "Esnaf gibi çiftçi de kan ağlıyor. Türkiye'de tarım bitme noktasına geldi. Tonlarca patates, soğan depolarda çürüyor ya da hayvanlara yem ediliyor. Çiftçi girdi maliyetiyle ürün fiyatı arasında sıkışıp kalmış durumda. 19 yılın sonunda üç Trakya büyüklüğünde alan çiftçiler tarafından ekilemez hale geldi." değerlendirmesinde bulundu.

İlk Kovid-19 vakasının üzerinden bir yıl geçtiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, sağlıkçıların bu süre içerisinde tarih yazdıklarını bildirdi. Sağlık çalışanlarına "birer aylık maaş, birer aylık ikramiye verelim" önerilerinin kabul edilmediğini aktaran Kılıçdaroğlu, "Aşıların tedariki, dağıtımı ve aşılanma sürecinde de şeffaflık tercih edilmedi. Fahrettin Koca’nın belirttiği aşı doz sayıları belirtilen zamanlarda gelmedi. Hıfzıssıhha Enstitüsü kapatıldı. Türkiye’de yeni teknolojiyle uygun bir aşı ve serum üretim tesisi kurulması mümkündü, bu yatırımı yapmayıp yerine kısa dönem için aşı ithalatı benimsendi." ifadesini kullandı.

CHP'li belediyelerin salgınla mücadelede önemli görevler yaptığını aktaran Kılıçdaroğlu, iktidarın ise bu süreçte salgını bırakıp CHP’li belediyelerle mücadele etmeyi tercih ettiğini dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, CHP'li belediyelerin Ocak 2021 itibarıyla 7 milyon 200 bin vatandaşa ayni yardım, 1 milyon 250 bin vatandaşa da nakdi yardım yaptığını vurgularken, 70 milyondan fazla maske ve dezenfektan dağıtıldığını da bildirdi. CHP olarak neler yapacaklarını da anlatan Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: "Türkiye'yi içinden geçmekte olduğu çok yönlü buhrandan çıkarmanın yegane yolu, buhranı yaratan siyasi sorumluları demokratik yollarla iktidardan uzaklaştırmak, iktidarı değiştirmektir. Halkın, milyonların çıkarlarını temsil eden bir siyasi anlayışı iktidara taşımaktır. 19 yıldır Türkiye’yi yöneten, ancak yurttaşların temel sorunlarına çözüm olamadığı gibi yurttaşların süregelen sorunlarını daha da büyüten ve derinleştiren bu iktidara bir son vermek ülkemize ve milletimize olan borcumuzdur. Mücadelemiz bir hak mücadelesidir. Mücadelemiz adalet mücadelesidir. Bizler, iktidara alternatif olarak neler yapacağımızı, sorunları nasıl çözeceğimizi vatandaşla sahada istişare ediyoruz. Çözüm yolları için vatandaşla birlikte kafa yoruyoruz. Öncelikle tüm yurttaşların can ve mal güvenliğini sağlayacağız. Güçlü bir demokratik yapı inşa edeceğiz, tasfiye edilmiş veya içi boşaltılmış kurumlarımızı yeniden canlandıracağız. Güçlendirilmiş parlamenter demokrasi ile kuvvetler ayrılığını tekrar tesis edeceğiz. Yargı bağımsızlığını tekrar tesis edeceğiz. Parti genel başkanının hakim tayin ettiği düzene son vereceğiz. Adliyeye, camiye, kışlaya siyaset sokmayacağız. Medya özgürlüğünü sağlayacağız. Millet iradesini sınırlayan yüzde 10 seçim barajını kaldıracağız. Temsilde adalet, yönetimde istikrar ve şeffaflık getireceğiz. " AA

Reklam

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum

test