Reklam
Reklam
Reklam

Ailelerin teknolojiye bakış açısı değişti

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi aynı zamanda EÜ Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü Müdürü de olan Prof. Dr. Zeki Yüncü, Covid-19 pandemisinin 10 yıl önce yaşanması durumunda özellikle çocukların çok daha zor bir süreçten geçeceklerini söyledi

Ailelerin teknolojiye bakış açısı değişti
24 Şubat 2021 - 10:42
Reklam

Pandemi döneminde ailelerin teknolojiye karşı bakış açılarının değiştiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yüncü, birebir ilişkinin önemine vurgu yaparak ailelere çocuklarıyla evde nasıl vakit geçirmelerine ilişkin önerilerde bulundu.

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi aynı zamanda EÜ Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Zeki Yüncü, pandemi sürecinde yaptıkları çalışmalardan söz edip ailelere önerilerde bulundu. Pandeminin birçok alanda dünyayı etkilediğini, sağlık, eğitim ve ekonomik sistemlerin ayakta kalması için büyük bir mücadele verildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yüncü, eğitim sisteminin ayakta kalması için başarılı çalışmalar yapıldığını söyledi.

“10 YIL ÖNCE BÖYLE BİR SALGIN OLSAYDI, ÇOCUKLAR OKULDAN KOPARDI”

Sağlık sektörünün ayakta kalmasının çok önemli olmasının yanında gelecek kuşakları yetiştiren eğitim sistemlerinin de ayakta kalmasının gerekliliğine vurgu yapan Prof. Dr. Yüncü, “Eğitim sisteminin ayakta kalabilmesi büyük ölçüde teknolojiye bağlı olarak gelişti. Düşünürsek bundan 10 yıl önce eğer dünya böyle bir pandemi yaşamış olsaydı, herhalde çocuklar okuldan ve eğitim sisteminden tamamen koparak yaşamlarına devam edeceklerdi. Oysa pandemide, tabi ki birtakım aksaklıklar oldu ama çok hızlı bir şekilde ülkemizde ve dünyada teknolojik alt yapılar devreye girdi, eğitim ve öğretim sistemi, yüz yüze eğitimdeki gibi olmasa da devam etti” dedi.

“GENÇLER TEKNOLOJİYE HÂKİM OLMASAYDI BÜYÜK SORUNLAR YAŞANABİLİRDİ”

Amacına uygun olarak kullanılan teknolojinin herkes için yararlı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Yüncü, “Gençlerimiz teknolojiyi çok iyi kullanıyor. Bu kadar iyi bilmeseydiler muhtemelen eğitim sisteminde çok büyük aksaklıklar meydana gelecekti. Hatta çocuklar evde kaldıkları dönemde birbirleriyle iletişim kurarken teknolojik aletleri kullandılar. Evde aileleriyle kalmanın yanı sıra sosyal hayatta da arkadaşlarıyla beraber olabildiler. Elbette bunun uzun dönem etkilerini şu anda bilmiyoruz. Olumlu ya da olumsuz seyredip seyretmeyeceği henüz kesin değil. Bağımlılık sürecini geliştirebilir. Masa başında kolaycı bir şekilde arkadaşlarına ya da bilgiye ulaşabilmeleri onların hareketsiz kalmalarına ve farklı alanlarda uzmanlaşmalarına engel olabilir. Doğa ile iç içe olmalarına engel olabilir” diye konuştu.

ÇOCUKLARDA TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞINA YOL AÇABİLİR

Teknolojik aletlerin yoğun kullanılmasının karşıdaki kişiden gelen sinyallerin olumlu ya da olumsuz şekilde algılama konusunda sıkıntılar yaşamasına yol açabileceğini, duyguları tanımlama ve duyguları anlama konusunda özellikle çocuklar üzerinde uzun vadede etki edebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Yüncü şöyle konuştu; “Buna ilişkin yürüttüğümüz çalışmalarda, bilgisayarın yoğun kullanımı çocuklarda, bilgisayar veya teknoloji bağımlılığın gelişmesi, çocukların karşıdan gelen uyaranları sosyal sinyalleri anlamaları konusunda birtakım sıkıntılarının olabileceğini ön görüyoruz. Buna eşlik eden bazı psikiyatrik hastalıkları varsa özellikle çocukluk dönemlerinde, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi bir hastalık varsa bu durumun daha ağır seyredebileceğini görüyoruz. Asıl ilişkinin yüz yüze olduğu unutulmamalı.”

AİLELERİN TEKNOLOJİYE BAKIŞ AÇISI DEĞİŞTİ

Son bir yılda kendilerine başvuran olgularda değişiklikler yaşandığının da altını çizen Prof. Dr. Yüncü, “Ailelerin teknolojiye bakış açısı da değişti, olgularda da bir takım değişiklikler oldu. Çocuklarına, ‘Bırak şu aleti git dışarıda oyna’ diyen aileler, artık çocuklarına online müzik, jimnastik dersleri ve hobi faaliyetlerini yapmaya başladı. Bu yoğun kullanım çocuklarda bıkkınlığa insan ilişkilerinden uzaklaşmaya neden olabilir” dedi.

BİREBİR İLİŞKİ DESTEKLENMELİ

Ailelere mümkün olduğunca birebir ilişkililerin desteklenmesi gerektiğini önerdiklerini söyleyen Prof. Dr. Yüncü, kanunların yasal düzenlemelerin ve imkânların izin verdiği şekilde, tenis gibi çocukların daha az fiziksel temas kurarak yapabileceği sporları yapabileceklerini kaydetti.

“TRAVMA İLE BAŞA ÇIKMAYI ÖĞRETİRSEK ÇOK BAŞARILI BİR NESİL OLUR”

Çocukların önceki nesillere göre çok daha geniş imkânlara sahip olup çok daha evrensel düşünebildiklerini vurgulayan Prof. Dr. Yüncü, “Dünyanın oluşumuna baktığınızda neredeyse her dönem bir takım sorunlar vardı. Bu dönemin çocukları da bu sorunlarla büyüyorlar. Sorunlar, travmalar her zaman kişilerde derin yaralar açmaz. Eğer biz travmayla başa çıkmayı öğrenirsek ki aslında dünya şu an bir travma yaşıyor, çocuklarımızı bu travmanın etkilerinden başarılı bir şekilde korursak, çocuklarımız kayıp değil tam tersi başarılı olacaklardır” diye konuştu. HABER MERKEZİ

Reklam

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum

test